içimde saklı kışın ortasında
üşüyen gene kendimim...
gidişinle sular acılaştı
soğuklar yoruldu caddelerde
bir gülüşlük güneş bile doğmadı
köşe başındaki çocuk
koyu laciye bulamış
kusursuz kahkahasını
ağır hasta günleri
geçirmeye çalışıyor
akşam kaçkını
uzun yorgunluğu tanımıyordum
gölgelere sonrasız yorumlu
belki bir hafta sonu öğleni
yarım bulutlu an kaçamağı
ama en çok gözlerinin yalanı
seslenirdi hıçkırığına zamanın
hep seni yazacağım
sabıkalıyım kalbinde ah! ...
yaşarken ve başka zaman
ağaçları döllerken seni sevme tozum
tek 'ispat' kozum
nerde yatarsam yatayım
Seninle paylaştığım ay ışığını
Taşıyorum sokaklara gücüm yettiğince
Hızlı bulutların altında ikiyle çarpılmış bu susamışlık
Başımın gözümün dizimin sırtımın ağrılı şaşkınlığında...
Ay ışığı nazsız
Sensiz ömre yardımcı
anlaşılmazlığın gösterişsiz kıyısında
kadrini bilmediğimiz
daracık sokakların o en samimi kasveti
bir mutsuzlukta yol aldık öpülesi
bu bizim tutukluluğumuz
yalınayak sarhoş sustum işte
dile kolay ömre zor bir mevsimdi
kir pas dinlemeden kustum işte
menzilsiz kör fırtınada mı dindi
rengi gül solgunu hoş kuştum işte...
üstüne titriyordum
terk edişlerinin bile
usulca yüzüme kapandı
şimdi bütün kapılar
beni terk edecek
bir günü kalmadı dünyanın
bu bir ilk açılması gözlerimizin birbirlerine
herkes bıraktığı anla yaşar yeni yaşayacağını
biz ise hep ilk kez açarız gözlerimizi birbirlerine...
hep o anlar gibi kalmak istiyor insan
dışarıda belki habersiz bir çocuk sesi
laciverdin kiri bulutlar
evlerde geceye geçiş kasveti
karanlık bir kuyu gibi yutuyor ağaçları
hafta içi öğlenlerini özlüyorum
kısık ışıklı bir oda okuması ya da
kış da olsa olur




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.