Seni tanımamış kentin otogarı ilk sıcaklarla bezgin
Yakınlarda deniz var
Kokusu ve martılarıyla özlemlerimize beyaz
Erkenci köylüler yol öncesi son çaydalar
Uzak evlerin kuzeye bakan kısımları ota kesmiş
Okullar dağılma saatinde
kalbim az bana loşluğuyla
karanlığım müzmin
kendinden emin ölüyüm
kezzap yüklüydü damarlarım
seni düşündükçe
alevler geçerdi içimden
yarın güneş bizim için doğacak küçüğüm
gözlerini dört aç dünyaya
belki uyuyan prensesler uyanacak
uzak yolculuklar var önümüzde belki
tan yeri ibibikleriyle söyleyeceğiz son şarkımızı
biz hep kemal sunal gibi iyimser olacağız
sonbaharın saçları öper hüznün ellerini
seni sevmekten fırsatım olmadı
mutsuzluğa
simurgu kıskandıracak denli ateşli
yollarda su birikintileri
alnına yansıyan bir tutam üşümüşlük
Bir karga bir martı bir karga bir Mart'ı
Çınarlar rüzgarla kırıştırmak için sırada yaprak yaprağa
Kimbilir neler dönüyor aydınlık Temmuza inat
İçleri karanlık odalarda
Yazayım da çıksın foyaları ortaya
Küçücük bir pencere altı bahçesi gibi
bir tek bakışlarını eğince
sen
sen olurdun
bulvar gürültülerinde
kaybolma tutkularımla yoldaş
ince bir yağmur korkusu kalır aramızda
soğuklar yeni bastırdı
çocuk öykülere dönme zamanı mı geldi
acı gülümsemelerle ara sokaklarda
dumanlar hülyalarımın oyuncağı
taze kül kokularıyla dolu üstüm başım...
her yerinde kaybolurum
“sen” denizinin çirkin albatrosu
ilk defa bizim için unutkanlaşır ölümler
tenin gözü döner halden anlamaz olur
sislenmemek telaşı tutar sabahlarımızı
sıklıkla geliyor yaz bu kapıya
yüreğim mahalle kahvelerinde gizliyor utancını
yaza yakışmıyor yalnızlığım...
küçücük evlerde büyük ümitler sararır
koyulaşır yeşili durgun sıcak yaprağının




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.