kuşkularıydı camlara vuran
sakin caddelere bakan boş camların
gömleğim montum alabildiğine kömür kokulu
bir aralık akşamı daha da yalnızlaştım
her şey anidendi
nasılsa bir ışıklar değil...
kalkıp bir de tutuldum kendi yokluğuma
gün yol yolak sana hazırlanırken bir de
agustos tozları anlık gölgelere teslim
karışık ormanlarıma saçların dolaşık bir de..
ölü kuşlar ölü balıklar görüyorum odalarda
akşam yazı
göğü anımsanacak
kesin...
bütün sıkıntılarda
ayrım noktası...
olmak isterdim yerinde
affına sığınarak
yani bu evrende sadece ve sadece
ikimizin olması mevzuları
hayat bizim sevişmemizle başlayacak gibi
o büyük patlama
yaşlanmıştı ayrılık durağımız
asıl yüzümüz
birbirimizi bırakıp
özledik her şeyi silip götürecek
arsız yağmuru
evren susuyor sanki
şarkımı aklımdan geçirsem
bozulacak şu gecenin azgın fiyakası
gölgelere düşman kent ışıklarıyla
avunmaz oluyor gönlüm
gün aydın olacaksa eğer
kurbağa sesleriyle erken indi şehire ağustos
apartman girişlerinde kırlangıç yuvaları
yürek boğulmalarına yankı
adımlarım yok sanki
adımsızıyım yabancılığın...
güneş içime sızmaya çalışıyor
bir avuç güne tahammül edemiyorum
gözlerimi açsam
dünya seni düşünmeyi rahatsız ediyor
kapasam içime hapsoluyor hayalin
sana da kendime de kıyamıyorum...
tenini terimle yoğurdum
kuşların göç edemedikleri uzak mevsim
bakmana baktım gözümü kırpmadan
şu sokağa sapan adamın ilginç huzuru
bavulumu hazırladım
kırlangıçların mazlum ve asi suskunluğuyla
yoluma çıkan
tek bir çöp bile görsem yeryüzünde
senden bilirim…




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.