sökülmüş üzerimden alfabemin noktaları
noktasız üşüyorum serin bir gecesizlikle
çocuklar uyumadan gelmem asla yanına
aşk incitmemektir bir heceyi bile
zamanı boşa harcamadan okşayarak saçlarını
ve bakışlarını ömür cüzünden eksik etmeden
ince kırık bir akşam yağmuru yağardı
bir kirpiklerinin boynu bükülürdü
kuğular kıskanırdı ırmaklara bulanmamızı
kolların benim için uzamak isterdi
uzamazdı
çocuklaşan sığırcığım
yeni olan eskidir sokaklarımda
defterlerimde maviye şahlanmış kış mevsimleri
kömür gözlü kardan adamlara benziyorum
sana bakmayıp seni görmeyip de
üşüdüğüm zamanlarda
tutuşturduğun günlerim mektup özlemi içinde duyarlı safkan melankolik
uyandığım kan oturmuş sabahlarda yunus güleçliği iyimser profilin
yankesicidir aşk ne olduğunu anlayamadan soygun birdenbire
küçük takaların gemi olma özlemidir kimbilir ulaşmak dürtüsü
kimseler tanımadığı zamanlarda acılarımı sevmek bu işte diyorum
tanınmamış simamla binyıllık bir davayı görmek taammüden
zamansızlık civarlı bir ötelenmek bu...:
"kırmızı bir uzay gibiydik buzlar içinde
ilk ve son
bir
birlikte okula gitmek anılı sızı
inan soğuk değildi
ve kanmamıştım tatlı ve dalgın nisan akşamlarına
vuruldum
gurbetimi bile terk-i diyar eyleyişinin
yavru kuş ağızlı göz pınarlarına
çıkar at kirlendim gözlerinde
çıkar kisvesini bakışlarının
izahı yoktur bomboş gövdende
intiharımın ayrılığımın
sakın düşleme beni kendini
ıhlamur duyarlığı sancısı yaslandığın
bu ölüme ne özgürlük ömre esaret tün
esrarlıdır dut ağacının altındaki yağmurumuz
konuşmamız yaprakları siyaha yakınlaştırdı
üstünü kalın giymişsin mahalle kalabalık
mahalle bizim değil acılarını paylaşırız ancak
şimdi çıkıp gelsen bir daha
bu gelen kirli bu olanaksızlığımız
gittikçe eksildin eksiksiz
çoğalır bir daha imkansızlığımız
çıkıp gelsen bir daha şimdi




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.