kendi kanımda boğuluyorum
kıtlığında yakınlaşma anı sözcüklerinin
kanımdaki ekmekte gözlerinden öte
çaresiz
ve ağustos acısı sular gibi
ılık bakışlarının rengi
not defterimde kayıpsın
ilginç bir günlük bu
kendini küllerinden yaratan
bir kararsızlık anı kesiti
köprülere tutkun yürek sıkımız
öyle ki herşey birbirinden kopuk
sayrılı saatleri atmak isterdik seninle
gökyüzü kendi işinde gücündeyken üstelik
sırıtkan bir kanamayla gülmeye çalışırdım
ağlamayı unutmaya çalışırken bir akşam çayında
lacivert bir yolculuğa bırakırken gidişini
ışıklar henüz almadan gözlerimi...
göz göre göre tükendik
arttı suskunluğumuz
ilk yazlarımız can pazarı
yarım kaldık başlamadan
ve başladık sonlanarak
kirli sarı bir dalgınlığa kandık
saçlarının tellerinde asi bir kuş gibiydi parmaklarım
seni değil de insanlığını öperdim yahu şu emekçiliğini
evin içinde farklı odalarda sessizliği kullanarak kırıştırdığımız
hayat bitecek mi ki bir gün sorusu…ya birlikte seyreyleyip kuşkuluca
kentle söyleştiğimiz o gri yağmur…o da mı bitecek…şakasız
kümülüsler tozlu
yüreğimin nemiyle bakıyorum şehre
yalnız adamlar boy gösteriyor kaldırımlarda
caddeler boğuk boğuk kopuk
yaprak kımıldamıyor hiçbir masalda
ağır kanatlı kuşların çığlığıyla siyahta
Kırık Ayna
nolur topla sırlarını
kırılan aynamızın
umutlarımızın terini
yansımasını özlemlerimizin
bana tam bakışlarına güvenirim
bu yüzden aşığım ya
sana aşık oluşuma
gocunmuyorum da seni aştığım için
seni aşarak aşılmamayı öğrendim
sıkı duramayan yol kesişmelerine özgü




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.