sen hep şakacıktan sever ölümüne ayrılırdın
ayılamazdım o hummalı caddesizlikten
sonbahar biterdi
geride her şeyi kirleten piç bir zaman kalırdı
upuzak boğuk
tüm gitmelerimin karşılığı olarak gelir otururdu içime
herşeysin
sensin
sen herşeysin
alışkanlık gerisi
sen herşeyimsin
bakışların alışkın hayata
aksin soğuk sularda
göçmek istiyorum
gitmek değil
o hep imrenek izlediğim
sokağın ortasında
sazlıklara benzer saklanışın
öyle batak her yanıma iğneler batar gibi
ölmekten korktuğum için uyuyamam
kapıyı açışına taparım senden öte
tanrılar kıskanır sana boyun eğişimi
sensiz dünyasız bir ülkeyim
dışarıda çocuk sesleri tükenmeden gel
kurul balkonuma bir demet çiçek gibi
en sevdiğim işçi türküleriyle ünleyeyim güzelliğini
aydınlık hülyalı toprak kokulu saçlarının...
sonum sensizse sesimde adın olmayacaksa
sanırım bitti derken dört gözle beklediğim
adımların sokak lambalarını tanıyıverdi birdenbire
akşamları ansızınlaşırdım gölgelere nasıl olursa
imla bilmezdim çalakalem üşürdüm kokunla
ahhh…geçmişe giderek ağlamak utkusu evet utku bu…
utkunun yaşanmasının anlamlılığının adı
üzülmeme göğünde kal
uçurtma boylum
kuyruğunda mektubum
gönül çıkrığım...
ağlama...
yaşadıkça şiirler yazacağım
ağırdan alıyorum çoktandır
yokuş yukarı koşuşan çocuklar gibi
bağıra çağıra telaşlı
kim yakalarsa yakalasın
kumdan çok çölden öteyim
okyanustan derin
akdeniz yağmuru böyle olur
yumuşak sesli turunç ikindileri
eteğinde açar uykunun
akılda ayrılıklar da olsa
kar etmez bu inceliğin vahşi tadına...
hangi göz değdi öğle sonlarına
ağlayışlarımıza bakan hangi pencerelerde
gülümser ve yanık odun kokulu
sararmak bile şuhlaşınca şu demde
caddelerde akşamın şakaklarıma baskını




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.