yağmur ara nağmesiydi gökyüzünün
ayaklarımdan göğsüme kadar donuyordum
sokağın orta yerinde iki yoksul çocuk
biri bendim diğeri ayakları çıplaklığım
sisli sabaha telaşlı terli bakıyordum
sararır sancısı sayıklamalarımın
saman alevi gibi yanıp tutuşup uçuşurken heceler
kırmızı açılırken ufukta kapanan siyahına soğuğun
adını anımsatan ne varsa kalır dilimin ucunda
uykularımın arasına ayraç olur adın...
kurşun kalemli kaşların
ama silinmiyor çizgileri
gözlerinin üstünde iki hayat
tutuyor ellerimden
gitme
düşmek istemiyorum
şarkımızın haziran kısmını da al yanına
yeryüzü dikenli bir hasır
sensiz atacağım her adım
bir evim yok
başımı sokacağım herhangi bir aydınlık
gözlerini almasan da olurdu gözlerimden
uzaktaki susku yaşlanmaz bir türlü
bir pazartesi gündüzüne benzeyişinle
yitiyor okul zamanlarına açılan ne varsa
ve senfonik bir uğultusu olacak birgün
ilkyaz sevişmelerini birlikte özleyişimizin
bana bir yol türküsü eyledin yaşamı
gidişinle tanıdım korkuyu
ölümle aynı kaderi paylaşıyor
dudaklarım
sen yoksan ölümde yok
ben de yokum bu yok oluşta
savrulur yaz
özlemler yangını tadın üzerimde
ormanlarım boğuk
bana bıraktığın bu son dal parçasıyla
gidişin sularında duruyorum ayakta
kentin son ışıkları yalarken yüzümü
ümidim olmasa taşır mıyım
kızgın nehirlerimi gözlerime
sen
nehirlerimin birleştiği deniz
sen
boğazımda düğümlenen siyah gelincik
parmağının ucundaki yarayla dokun yavrum
havalar böyle dokunaklı
çocukluk resimlerimize sığındığımız
parmağının ucundaki yarayla dokun göz pınarlarıma
durulsun telaşı can hıraş sana bakma anlarımın
öp hadi hüznümü




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.