soğuklar yeni bastırdı
çocuk öykülere dönme zamanı mı geldi
acı gülümsemelerle ara sokaklarda
dumanlar hülyalarımın oyuncağı
taze kül kokularıyla dolu üstüm başım...
her yerinde kaybolurum
“sen” denizinin çirkin albatrosu
ilk defa bizim için unutkanlaşır ölümler
tenin gözü döner halden anlamaz olur
sislenmemek telaşı tutar sabahlarımızı
sıklıkla geliyor yaz bu kapıya
yüreğim mahalle kahvelerinde gizliyor utancını
yaza yakışmıyor yalnızlığım...
küçücük evlerde büyük ümitler sararır
koyulaşır yeşili durgun sıcak yaprağının
yitirecek bir tek aşk mı kaldı ki
aşk zaten yitirilmiş
yeryüzü yaralı
denizler iltihaba kesmiş
ormanlar kabuk bağlamış
insanlar kör
ara yerde bir gün paresi
sert rüzgarla dalaş içinde
parklarda ilk sabah mahmurluğu olmalı
bulutlar kayıp
çocukluğumla kendimi avutuyorum
bir de ben yoksulum güya
daha çiy yemiş saçlarını koklamadım
bütün dağları gezmiş kadar yorgunum
istersen bir adımcık da sen at çocuğum
halim hal değil
yolum yol
bir çiy yemiş saçlarını koklamadım işte...
insanlar sever sevilirler
kavuşur ayrılır öyküler
bütün yük bende
ben sever sevilirim
kavuşur ayrılır öykülerim
bütün yük bende...
doğar somun kokulu bir gün alasında
gülüşün içime
sonu doğuşundan belli
güzelliğinle akar da ömür
bu hız göz açıp kapanıncaya
ondan...
kış akşamlarıyla kavga ederken rüzgar
hangi yaprak düşmüş sokağa diye düşünürken
eski ve temiz bir güzelliğin yanından geçtim
yalnızlığı bana benziyordu
gölgesi kendi halinde bir acıda anısız...
pencereler bu saatte kimsesiz bir çocuk gibi bakımsız




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.