çamurluydu hep yollar
ayakkabılarım yırtık
geleceksin ümidiyle
bekledim saçlarının düz taranmışlığını
çamurluydu hep yollar
düşmek korkusuyla düşlediğim saçak altlarıydı
martılara bakıp not tuttum
yakamozlara dudak uçuklattı günlüğüm
uykularım denizlerine aç
yastığımda gözlerimden damlayan gözlerin
bütün çağlayanlara ot yolduran
dudaklarını arayan bu benim
sızısız geçse ilkyaz
sen çıplak dalda tozlanmış bir meyve gibi
sığsan avucuma
sığmadığın gibi soluğumu sokak yapışıma
korkularıma bir de düpedüz
içten kapılarda kalarak yarım aklım
ey mutluluk
sobele yalnızlığımı
ortaya çıksın imkansızlık
sırları dökülsün ayrılık aynasının
baharımın dünyaya gelişi
herşeyden öte varlığıydı onun...
kabaydım
baharı unutmayacak kadar
sokakları bakışlarınla göğüslediğime
inanmayacağın kadar kaba
ne benzim soluk ne de sözsüzüm oysa
sevmek bütün içeriklerimi alıyor ellerimden
bakan değil böyle gözlerim
yapraklar değil böyle hışırdayan
anla bu sensin işte…
kısalan günlerle gelen korkunç korku
ayrılıkların en candan konağı
üçümüzdük
evde
şirin mi şirin bir oda
o oyun oynuyor
sen dizi izliyorsun
şehir sapsarı kimsesiz
ağaçlar söz dinlemez seni görünce
rüzgarla oynaşmak görevini saçların yüklenir
içime çektiğim havayla kirlenir sanki dünyam
isterim içimde kokun kalsın
dokunduğun herşeye ben de dokunmak istiyorum
İstanbul Yeter Bana
belki de aynı bulutun gölgesindeyiz
aynı rüzgar okşuyor saçlarımızı kumralsı
sert iklimler geçtim yüzüm gözüm semt pazarı
göl manzaralı sessizlik sensizlik vurdu başıma bakışların




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.