bahar her daim ölmeye üşengeç yapraklarımda
dallarımda uğur böcekleri güneşin sıcaklığı
rüzgar okşar saçlarımı sesinde çobanlar uyur evreni unutarak
ben bulutlardan yağmur umarak
kuşlara ev sahipliği yaparım çocuklara salıngaç
bazen yol kenarında bazen ıssız bir dağda
kimi durgun bir denize sarınıp
sonu çıkmaz bir yolun ortasında susar kendi ömrüne
kimsesiz ölmeyi bile ümit eder ya
o an yener bütün sonlara olan korkusunu...
kimi karnını doyurmak derdinde
kımıltısız akşam sokaklarının soğuğunda
kaybettiğim gençliğimde kaldı özlemeyi beklemek
bulgur kokulu sarı kış sofralarının mecaliydim
daha hayatın anlamını çözememişken saatlere bakmak
iki şehrin gün kesitlerine vuruldum
hani akşamlar açılırdı yüzümüze
aydınlığı sarı odalı kapılar
çocuk neşesiyle okşanırdı hüznümüz
ağlamak isterdik ağlayamazdık
boğazımızda düğüm düğüm hayat
dışarının ölü karanlığı
can sıkılması kadardı ağaran gök
ne desem bilmem der gibi açtım kapımı
hayata esir değildim
aştım sınırlarını sözlerin
kanattım susarak güzelliğin esrarını...
aldattım kendimi
korktum işte
güzelliğinden
güzellikten korkulur mu
ben korktum
aldatmaların en büyüğünü
Kırık Oyuncaklı
ömür hızlı geçer
onu uzatan içine koyduklarındır
bazen bir pazar saat on bir balkonlu
güneş yarenliği
kalbim o kadar alışık ki kırıklara
bir de senden olsun
canın sağolsun
şimdi kristal bir vazo gibi paramparçayım
çiçekler senin
alabilirsin
çocukken dinlerken ağladığım şarkılar gibisin
biliyorsun bildiğin gibi bildin ya
ben şair değilim şiirin yanından bile geçmedim
seni yazdım sadece
sadece seni yazdım
anlattım her kareni sonsuz yuvarlağını
saçlarından öğrendim saf kır kokusunu
ellerindeki kırışıklığı çözdüğüm an...bitmez ağustos güneşi...
yüreğin eritirken içimdeki kayaları
nereye döküleceğini bilmiyorum umutsuzluk acı denizlerimin
yanımdaysan kırkikindi yağmurlarının ilk kokusuyla uyuyorum
yoksan karanlığı derin bir çöle teslim yalnızlıkta




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.