bulvarda mutsuzluktu bugünün adı
hava kokusuz
kitaplardan uzak kalmak gibi bir sıkıcılıkta
erken ve ani ölümlerle dolu unutkanlığım
şiir mi bu
yoksa sorusu mu senden uzaklığımın
ağlarım
toplar kuşlarını gökyüzü
b ir askıntıdır akşamın geceye dalışı
hüznüme
bir askıntı
zavallı
kenti bırakıyorum
dili hüzünsüz zamanlara
lirik bir yaz yalnızlığının
kum beji sıkıntısıyla bitti ömür
yaprakların tozu kalkmadan
son akşam kokusu ağustoslu...
sana ömrümü verdim
şiir yazasım yoktu...
manzara seyreder gibiyim
dalarken yanımdaki yokluğuna...
bulutların hükmüyle yetişti imdadımıza
elleri hayat sütüyle güleç yüzlü ağaçlar...
tatlı pazarlar söyledim içimdeki tanrıçaya
birebir umarsız çay saatleri
yürümeye hevesli bebeler gibi bekliyorum
sesinin buyurgan kimliğiyle yürüyor gölgen
bencilliğinin kendine bile tahammülü yokken
her sabah uyandığımda senin yalnızlığını da
düşünüyorum bütün yalnızlıkları düşündüğüm gibi
süzgün bakışlı bir bebeğin ağız kokusunda hayat
karpuz serinliği yazlı mahallelerden kalma
bir gülüş terk etmiş gibi her anımı sanki
ve hemen sabah olsa diye bekleyen bir ilkokul
arkadaşça örselenmişliği özleyen yüreğim...
lacivert bulutlar akıyordu apatman damlarına
gece gündüz övüyorum güncel mutsuzluğumu
dalgalar şaha kalkar siyah bir matem olur gelişin
düzgün bakamam sana hayatım ihlal eğik bükük
iğrenç bir boşluktur aşksız anılar toplamı talihsiz
kemirir içimi çöl gazabı misali habersizlik pastırma yazından
ayrılık fikri sabit bir felakettir işitmeyi öğrenememiş
hep aynı şarkıyla geçiyorsun izlerinde acılarımın
sana dair telaşlarla tüm saatleri doldurdum
tüm duraklarında göğümün
ilkyaz sanrılarıyla donanıyor göğsüm
ağaçlar yeşeriyor sesimde
anlatırken sesindeki tüm güzelliklere dair gizi...




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.