ömrüm bu sen misin? ...
kara toprak ettin
kırk yılımızın acı kahvesini
çünkü canımın ellerimde akışıyla
dokunduğum an tüm devrana
ayrılığı bile uzak bir sevda oyalıyor
yağmurlar biriktirdim sana
sarnıcında çocukluğumun
o kapkara yüzünde dut ağacının dalları mı sallanır hala
geceleri değer yüreciğime
yıldızlarla beş taş oynuyorum şimdi
yakar topta yanıyorum aşkınla
1.
eski kışlardan kalma yoksunluğumdu kent
yaban kazlarının son sesleriyle
sokağından ayrıldığımız...
son infilak bu
ilk gibi hazan
uzun ve yoksul ömür
kısa ve zengin ölümlü
ölüm...
bir sonu olacak bunun
ırak sahipsiz hiçbir ışığı kalmayacak öykümüzün
bütün gemiler bütün limanlarda demir atacaklar sonsuza
böyle eli kolu bağlı boyun eğmeden zamana
başlıyoruz işe
başlıyoruz içimizden bir dilek tutmaya
uzun çığlığını anladım
kış
kısa konuştum seninle
susarak uzun
işte ömrümün fırsatı
akşam bulutları çökerken
Son Kar Çılgınlığı
yanımda yoktun yürüyüşün vardı
yakınlığını aradığımca yaprakların boynu bükük
caddelerde kıpkırmızı göz uçlarımla bıraktığım
bıraktığım o yıllarımın buruk tortusu
I
şehla bir abartı değildin kollarımın arasında
tanrılar gökten inerdi bana kızdığın an
gül kadehli bir sarılmak bu
bir okulun cıvıl cıvıl dağılışı gibi
bulutlarım yine dölek durmuyor yüreğimde
oturup ağlaştığımız çağla ağacı anı defterim
hava hala kapalı patlamaya hazır günlerimde
tüm ayrılıklar benim der çeker giderim
arkama bakmadan yırtarım bendekilerini
I
kuşları yaralı bir ilkgençlik hevesinden
geriye kalandı ömür...
ağrısı mevsimlerle sürgit
ayrılığın saçlarindan masal ormanları yaratan




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.