Anlaşılamaz bir coşkuda
Açıldı rüzgarın iyimserliğine
Kitabın arka kapağından kaldırmadan başını
Gülüşünü fikrinin inceliğine bağladı
Bu dedi bu
Tarihe baktığımda oluyor böyle
Nüans
sesini duyuramamak
keşkelerle onulmaz bu kent
yalnızlığı kuşanmaktır kahraman
sabah soğuklarında güneşi aramak
kahrıma yansıdığı kadar ay aydır yıldız yıldız
bir sensin derdimden tasamdan taşan gün ışığına
canım dişimde
dişim canımda
torbamda acı sıkma
yudumluyorum acı kuşkusunu yağmurun
ağaçlar niçin bu kadar içlerine kapanmışlar
sanki toprağın altındaki kendim değilmişim gibi üşüyorum
gece ustura gibi kesince sabahın bekleyişini
adımlarını çekme üzerimden
akşam fısıltısı ince fasıl
karanlığa takılmaz aklı sevdanın
toprağın kokusuyla avunur dert
derdin kendisi toprak olur...
gün geçmez penceremin uzağında da
ruhun mu yasak bana
saçlarının dağınıklığımı söyle
toplar acılarımı bir yerde yürüyüşün
yan gözle yanımdan geçip gidişin
ve de hangi yanardağdan aldı ki ateşini yüzün
yanaklarından yanaklarıma lavlar püskürür
çağla dalıyla gelirdi kış
su renkli havada koyun koyuna
gençliğimle saçlarının yan kısmı
aşka aşkla tutunmaktı tek dürüstlüğüm
gerçeğe hiçbir gidişin yakışmazken
ömre ayak direyen kavak ağaçlarıydı
kaybettiğim arkadaşlarımda solgun bir fermandı ömür
donmuş kan karasıydı geceler hep ağustos kararsızlığı
eylülde ayrılırdık hep daha bir dürüst olurdu ağaçlar
dünyaya sorumluyduk sanki kendimizden öte
ayrılıktan yana herşey ölüm tarafsızlığı
anımsa o anı yumuşacık geldiğimi
sert boranlarımı saklayıp saçlarıma
kanılarımı zehirleyip yokedildiğimi
korkularımla başbaşa kalırım
her düşündüğümde her ayrıntını




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.