bağdat'ta bir bardak su
versem sana
umudun olsam kolun kanadın
kanat açsan filistin'e anka olsan
küllerinden çoğalan sesin olsam dize getirecek zulmü
yenmiş gibi olurum bin düşmanı
kırılgan yazlardan sonra karşılaşsak
yorgun da olsak fark etmez
sanki ince fikirli çocuklar olacak da hemen yanıbaşımızda
tutacaklarmış gibi kollarımızdan
korkmadan koşarak düşlerle bile kirlenmemiş bir denize
ve bir sonraki yaza kaygısız
ay gözetlerken huzursuzluğumu
evler kendi işinde gücünde
şarabımın ekşisi kadar kınsızlaşır utanç
ayrıyız işte meleğim
dinlediğim bütün şarkılar anılarımız kadar eski
rakı içerim hatırlarım babamı
ay geceyi bozar rakı bol içerikli hüznümü
ağzımdaki mahzun ve masum küfür
babamdan kalma faşizme
ve güzelliği unutmamak
lamsız ve de cimsiz
okunaksız sevdim yaklaşmadan
dönemeçlerde daima kavuşmasız
bağlandığım adlar avuntu dudaklarımda
ölüm çocuksu fısıldaşmadır birbirine karışmış uçurumlarımıza
ayrılık dört mevsim paramparça dönüşsüz çılgınlık
kibar şairdir anlayana
yüzün
bitimsiz ve koskoca bir soru şimdi
kavuşmak yeni bir ayrılığa hazırlıktır
mecburiyetler sonrasızlığa büyük bahane
anladım ki
şaşkınlıklar her zaman ağır suç unsurudur
kıyılarında saçaklanışımı bilsen
şehirler ırmaklar gibi geçer gider içimden
her yolun yolculuğun sonunda ve ardında
sesinin tortusu
kıyılarında olmazlı düşselliğim olgunlaşır
gece nasıl geldi anlamadım
ayaklarına kapandığım bugünün öğle sonrası
çocuklaşmışım birden
erik çiçekleriyle doluşuvermiş
sana geldiğim bulvar
ellerimde gezinen
ağaçlar küs omuzlarıma ıslağım
ay ışığı boz bulanık bulutların kafaları bozuk
uzak
duyarlı kırılmışlıklar ağartır
çil çil yağmur damlalarıyla yüzümü
bildik bilinmedik duyduk duyulmadık bütün ihanete karşı
bahar kuşu hiç susmadı
ele güne karşı portakal çiçeklerini kışkırtarak
akşamı böyle karşılıyorum...
erken öğrendim mutluluğun sıradan olduğunu
erken ölmeyeceğim




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.