ne ömrüm şikayetçi senin senleşmenden
ne ben sitemkarım
evim adresim yok
yanım yörem
saçlarına içtenlikle bağlıyım
budur tek bakmaya devam etmek kararım
bakan değil böyle gözlerim
yapraklar değil böyle hışırdayan
anla bu sensin işte…
kısalan günlerle gelen korkunç korku
ayrılıkların en candan konağı
üçümüzdük
evde
şirin mi şirin bir oda
o oyun oynuyor
sen dizi izliyorsun
şehir sapsarı kimsesiz
ağaçlar söz dinlemez seni görünce
rüzgarla oynaşmak görevini saçların yüklenir
içime çektiğim havayla kirlenir sanki dünyam
isterim içimde kokun kalsın
dokunduğun herşeye ben de dokunmak istiyorum
ağaçlar da tanık değilse birlikte yürüdüğümüze
aramızda hiçbir dağınıklık kalmamış demektir
ben saimiyim herşeyi söylemiş olmakla
her artım her adımım bir ömür değerindendir bundan sonrası
etkilendiğim bir içten gelen bir türkü salınmasıydın
gökyüzü gerçekten temmuz mavisiydi öğlen saat on iki
iyi uykular bebeğim
türkülerimiz solmadan
anla aşk yorgunluktur
uzaklaştıran seni maviye
çimenlere uzanmış dostumuzdur
şimdi hasret bulutlara ağlamaklı
çamurluydu hep yollar
ayakkabılarım yırtık
geleceksin ümidiyle
bekledim saçlarının düz taranmışlığını
çamurluydu hep yollar
düşmek korkusuyla düşlediğim saçak altlarıydı
martılara bakıp not tuttum
yakamozlara dudak uçuklattı günlüğüm
uykularım denizlerine aç
yastığımda gözlerimden damlayan gözlerin
bütün çağlayanlara ot yolduran
dudaklarını arayan bu benim
sızısız geçse ilkyaz
sen çıplak dalda tozlanmış bir meyve gibi
sığsan avucuma
sığmadığın gibi soluğumu sokak yapışıma
korkularıma bir de düpedüz
içten kapılarda kalarak yarım aklım




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.