Kırık Oyuncaklı
ömür hızlı geçer
onu uzatan içine koyduklarındır
bazen bir pazar saat on bir balkonlu
güneş yarenliği
kalbim o kadar alışık ki kırıklara
bir de senden olsun
canın sağolsun
şimdi kristal bir vazo gibi paramparçayım
çiçekler senin
alabilirsin
çocukken dinlerken ağladığım şarkılar gibisin
biliyorsun bildiğin gibi bildin ya
ben şair değilim şiirin yanından bile geçmedim
seni yazdım sadece
sadece seni yazdım
anlattım her kareni sonsuz yuvarlağını
saçlarından öğrendim saf kır kokusunu
ellerindeki kırışıklığı çözdüğüm an...bitmez ağustos güneşi...
yüreğin eritirken içimdeki kayaları
nereye döküleceğini bilmiyorum umutsuzluk acı denizlerimin
yanımdaysan kırkikindi yağmurlarının ilk kokusuyla uyuyorum
yoksan karanlığı derin bir çöle teslim yalnızlıkta
sen kırkikindi yağmurları kalbimde
bir çöl parçası kondurduğum öpücük gibi ömrüne
yetmiyor bana gözyaşlarında yıkanmak
aklıma gelip yazmadığım şiirler gibi kaçak
aşkımızda üşüyorum sımsıkı
kalbimin baharında sahipsiz kırkindi
eski arkadaşlıklarla bir
kayboldu baharlar da
dostluğuna sığındım ağaçların
sırılsıklamdım yalnızlıkla
griyle karşıladığım günü
kimseye anlatamadım...
pişmanlığını anladım
tabi ki gözlerinin yan anlamlarını da dahil ederek
ardımdaki sözcüklerinin dipsiz kuyusuna
anladım pişmanlığını
hayalperest konuşkanlığımla yürümezdi
kısmak doğum çığlığını
kırma çocukluğumu
düşlerimi göğermiş hallerine bağışla
dünyasına dargın başaklar ekme acılarımın
sular titrek
yağmurlar uzun
sana kan çiçekleri büyütüyorum
kendi kanımda boğuluyorum
kıtlığında yakınlaşma anı sözcüklerinin
kanımdaki ekmekte gözlerinden öte
çaresiz
ve ağustos acısı sular gibi
ılık bakışlarının rengi




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.