kuğular yüzüyor kartpostalda
arkasında senin yazın
boğulmuyor içimde sözcüklerin
batmayan bir gemi gibi dolaşır sesin kalbimde
gereksiz acılarıma selam söylemişsin
eksik olma
çehresi yıldızlarla kaplı
mutsuz uyanmalardan uzak
bütün sesleri yutan
yankısızlık...
dolunayla yaralanınca rüya
yaz sarısını boşladım gitmeden usulsüz
bir de bir eylül daha silik geçecek aramızdan
bulut tozu peşinde tüm zamana fit
kokusuz anısıyla bir istanbul gölgesi üzerimde ağır
sokakları uğultusuzken gözlerinin
bak bana...
sınırsız bir kuytuluk gezdiğin caddeler boyu
başucunda korkuluktur unutulmuşluk
üzerimizde çöküntüsü hep aynı yerde olmanın
bekleyiş ilk ve son polyana
ücra köşedir küskün papatya gülüşün yüzünde
sular soğuk
kasvetli odalardan kurtulmadı yalnızlığımız
güvercinler tünemese ilk sabahlı balkonlarımıza
yıpranmamış gülüşlere hasret yüreklerimiz buruk...
sokağa açılan perdelerimizde her gün ayrı bir hüzün
daima şarap rengi günbatımında canlanır
bir hiçe tapınmanın son çırpınışları
ne zaman ki bir gün daha çıkmaza batmaktadır
başlar içimdeki çocuğun geceye son yalvarışları
sakinleşemedi geceye güvensiz ağaç
göz gözü görmezken bir sen kaldın aklımda
şiir de yazmıyorum okumuyorum artık
gücüm kalmadı desem yalan olmaz
soruların güncel serserileşmesine
sana acıdığım için kendimi affetmiyorum
filmler izledim sana rastlarım diye
kitaplar okudum belki bir kaç satır
bir kaç kelime
dünyayı bu duygularla terketmek istedim
seni düşünürken dursun kalbim duracaksa
olsun ne olacaksa
saadetleri ne çabuk tükettik
yaprakların arasından ışığını güneşin
aman vermez o kokuları da mı bitirdik
caddeler boyu düşlü düşünceli
yaka paça gençliğimiz
kimi zaman korkular büyütürken




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.