boşluğunla sarmalandım
görünmüyorum şafağın gözüne
bu gülen sen değilsin
gitmenden korkmazdım hiç çünkü
gece ayaklar altına atarken kendi onurunu
gözlerim kapanmıyor
sarı sapsarı eylül
hazin öykümüz
sabahları sisli sokaklar mahpusluğum gözlerine
yok yüzünün anlamı eylül var yaprakların hazin serenatı
odamda göğe varan bozlak yorgunluğu yalnızlığın eylül
uykularımın arasında serçe sürüleri kesik atardamarım
yüreğim mendildir gözlerime
sana bakınca ipek gibi dolaşır kan
ağlasam yeridir
ama ah o tanımsız eflatun an...
kendi yaşayamadıklarımla
ayak basıyorum kuşatmalarına
ilk gençliğimde kaldığım kadar
sen yaprakları fark etmeden yürüdün
sensizliğime acıma
acımaya acı
kendin için...
geldim bak
eylül'e rağmen
hüzün yumaklarını çözdüm de geldim
arkadaşlarımı arkadaşlığımı
bıraktım yaz akşamlarında
şimdi zavallı
geldim baksana bak
yak kalbindeki gül solgunu anlamlarını bende
melodiler bizim için seyahatsiz yalnızca bizim için sesler
ayaklarımızın dibinde yeryüzü
öpüşlerimin tuşlarına dokun en güzel şarkılar bizimdir
sana en doğru yalanımı söyledim
ben her şehre en geç inen yolcu üstüne üstlük
en doğru yalanım sevmek sinsice takip etmek kalp atışlarını
açığını yakaladığın an hiç durma yüzüne vur
sevmek nedensizdir günün doğması gibi
çıkarsız batar akşam bulutları gurbet sancılı
Bir karga bir martı bir karga bir Mart'ı
Çınarlar rüzgarla kırıştırmak için sırada yaprak yaprağa
Kimbilir neler dönüyor aydınlık Temmuza inat
İçleri karanlık odalarda
Yazayım da çıksın foyaları ortaya
Küçücük bir pencere altı bahçesi gibi




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.