tanrının adağı zaman
zamanın adağı sabır
sabırın adağı kavuşmak
kavuşmanın adağı yok...
siyah beyaz karelerde pat bakışlı bir çocuk
kaldırımlardan daha tutkuluyum adımlara
hiçbir sokak beklemez hiçbir gölgeyi
benim beklediğim kadar
kentlerle yarışır kalabalıklara
ev sahipliği yalnızlığımın
acının ağzını bıçak açmaz
hayalimi de unutursun külü soğuyunca dudağının
terk edilmiş bir denizi ilk kez görmek adına da değil üstelik...
herkesi her şeyi zamana emanet etti tanrı
zamansa baştan ihanet etti:
aşkları yarım
kimi kaf dağının ardında demiş
kimi dipsiz okyanusların
kimi bütün kavuşmaların ardında
uzay boşluğunun sonunun ardında demiş kimi
benden sonra tufan diyen kimiyse ölümün ardında
özgürlüğün ardında bence...
Ince fikirli bir kırgınlıktı ötesine meraklanmam
Eskiden Eylül'e doğru ağlardık böyle Yanyana
Yağmur yerin tozunu almadan
Cömertliği tutmadan tanrının ayrılıklara
Meraklarımız dur durak bilmez heyecanlarda
Bir de ahmakça masumluğumuz daldan dala karşılıksız...
Sen vicdanıydın uçurumlar aynası yalnızlığımın
Güz yaprakları durularken düşlerim başka bambaşka bir bahara
Sen merhametiydin yol yolak bilmeyen en yabancıya yakınlığımın
Her anıyla yeni bir yolcu uğurlarken umutlarım
Başka bambaşka bir zamana...
parmaklarım sızılar
buğulu yoğunluğunda
düş ülkesinin
bilmem daha nasıl anlatsam
titrekliğini
sensiz nefes almaya
Boyle acik bir gökyüzüydü
Agzi süt kokulu bir uykudan
Kaldirim kenarlarinadek
Sana özlemli...
Bahcedeki ud sesinde
hatıra defterinde unutulmuş gül kurusu
canının istediği yerde bulabildiğin yıldız düşmüşlüğü ben
üstünü çizdiğim dizelerimde kaybolan hangimizdik
bilmecelerde seyreden bir yanı vardı özgürlüğümüzün
orman uğultusu büyülerdi gözlerimizin şaşmışlığını
bir nehir yatağında büyürse nasıl
sak zamanlarda
son vaprumdun
yüreğinin kitabına sahaftı ellerimin
sensizliği
sen sanarak ölümsüzlüğü okşayışı




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.