gün batımı kışkırtınca yolları
ellerim ceplerime sığınır
gövdem ceketime
gözlerim karanlığa
sığmaz yüreğim dünyaya
yapma dedim etme dedim gölgeler sustu
bir sen susmadın içimde gülüşünle titrek
bana bıraktığın boyunca sisti pustu
maziyi şaşkın ararım yalnız kırgın ürkek
okyanus aşan yelkenli gibi tanımam durak liman
ağlamanın sırası olmayacak ömürde
suyu paylaştığımızda avuçlarımızla...
öğlen sonu güneşinin düştüğü bir kentte
sessiz bir sokakta düşünmüştüm kavuşmamızı...
seni sevmek yetmiyordu göğe bakmama
seninle paylaşmalıydık gölgesini bulutların
kavak ağaçlarının hışırtısı olmalıydı yatak odamız
duraklarımız meraklı gözlerle eve gidişimizi gözlerken
bütün yakın anlamların son yolcusu biz olmalıydık
iç çekişimizin uzaklarındaki toprak yüzlü çarşılarında dolaşabilmek için
Görünmez Adam Çarli...
bunaltıcı ağustosların arka balkonu
bir de incirin parmaklarıyla yan pencerede ilk akşam özlemli
kuytu uzanışlarda teslim olurdum erken mağlubiyetlere
bozkır harlanışlı güncemde fakir bir duraktı hapsolmak
yıldızların sıcak kanlı serenatına
evlerine koşuşan akşam sefalarında beyaz yalanı ilmik ilmik örmekse
güncelleşmesiydi gölgelere gömülmenin...
yaralıydı bahçe
eski demir kapıya emanet ağaçlar
küsmüşler rüyalarıma
akarsuya güvenen
pazar boşluklarımı da bulamaz oldum
çayın buharında
yollar çamurlu
aralıklı ağaçlar okşuyor seviyor saçlarımızı
üşüyen ellerimizi burnumuzu
“kırmızı ayakkabılarınla şubat’a meydan okurdun…
düşler gerçek olduğu zaman üşümem” derdin
yağmur ara nağmesiydi gökyüzünün
ayaklarımdan göğsüme kadar donuyordum
sokağın orta yerinde iki yoksul çocuk
biri bendim diğeri ayakları çıplaklığım
sisli sabaha telaşlı terli bakıyordum
sararır sancısı sayıklamalarımın
saman alevi gibi yanıp tutuşup uçuşurken heceler
kırmızı açılırken ufukta kapanan siyahına soğuğun
adını anımsatan ne varsa kalır dilimin ucunda
uykularımın arasına ayraç olur adın...




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.