çıkar at kirlendim gözlerinde
çıkar kisvesini bakışlarının
izahı yoktur bomboş gövdende
intiharımın ayrılığımın
sakın düşleme beni kendini
ıhlamur duyarlığı sancısı yaslandığın
bu ölüme ne özgürlük ömre esaret tün
esrarlıdır dut ağacının altındaki yağmurumuz
konuşmamız yaprakları siyaha yakınlaştırdı
üstünü kalın giymişsin mahalle kalabalık
mahalle bizim değil acılarını paylaşırız ancak
şimdi çıkıp gelsen bir daha
bu gelen kirli bu olanaksızlığımız
gittikçe eksildin eksiksiz
çoğalır bir daha imkansızlığımız
çıkıp gelsen bir daha şimdi
Çık Mat Yeşilliğinden Gözlerinin
muson ormanlarıyla karıştırdım
sağ salim ayaklanışını tüm acılarımın
dünyanın neresinde olursan ol sen… sen
benim fırtına ayaklı keşfimsin özgürlüğü
beni affetme kırmızıdır ayrılık kan gibi su
içemezsin bir türlü toprağını sevmeyen ağaçtır kimliksiz
ölümcül komedidir günlük hayat
siz o akışta oyuncu
bense seyirciyim olanlara zamanım yok
aşık olmuşum bir bilinmeyene hesapsız dağınık pürtelaş
soluk soluğayız yalansız
sen kaba kalabalığınla
bense incecik yapayalnız
ayrılığımızın tonuyla
çipil gözlerimin sebebi
çığlığının yankısı
şah damarımın üzerine çöken kabus
seni erteledim ve ömrüm bitti
bir daha hiç şiir yazmamak gibi ölmek
çileli bir gülüş öyküsü bu
sonbahara yakalanan bir göç öyküsü
Ciğerimin Köşesi
siyah beyaz bir resimden ellerin kaldı
bir de donukluğu gülüş anının
kıpkırışık
o resimde sen o bir anlık donukluk
sırtımdaki karları küreyen bir baharım olamaz benim
bütün denklemleri bozar yalnızlığım
ve inatçı yankısı kaçmak isteklerimin
yakılmış hayatlar gibi başsız
'ortalama ölümler yetmez sana
sıradışı ölmek için yaşa' derdin
zaman aldı nefesimi orta yerine buyur etti
ne çiğ ve ne ham
ne de deminde sözcüklerimdeki perde...
hayata yeni bir böcek gibi habersiz
yolları bitişsiz saydım




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.