yalınayak sarhoş sustum işte
dile kolay ömre zor bir mevsimdi
kir pas dinlemeden kustum işte
menzilsiz kör fırtınada mı dindi
rengi gül solgunu hoş kuştum işte...
üstüne titriyordum
terk edişlerinin bile
usulca yüzüme kapandı
şimdi bütün kapılar
beni terk edecek
bir günü kalmadı dünyanın
bu bir ilk açılması gözlerimizin birbirlerine
herkes bıraktığı anla yaşar yeni yaşayacağını
biz ise hep ilk kez açarız gözlerimizi birbirlerine...
hep o anlar gibi kalmak istiyor insan
dışarıda belki habersiz bir çocuk sesi
laciverdin kiri bulutlar
evlerde geceye geçiş kasveti
karanlık bir kuyu gibi yutuyor ağaçları
hafta içi öğlenlerini özlüyorum
kısık ışıklı bir oda okuması ya da
kış da olsa olur
köşe başındaki çocuk
koyu laciye bulamış
kusursuz kahkahasını
ağır hasta günleri
geçirmeye çalışıyor
akşam kaçkını
uzun yorgunluğu tanımıyordum
gölgelere sonrasız yorumlu
belki bir hafta sonu öğleni
yarım bulutlu an kaçamağı
ama en çok gözlerinin yalanı
seslenirdi hıçkırığına zamanın
hep seni yazacağım
sabıkalıyım kalbinde ah! ...
yaşarken ve başka zaman
ağaçları döllerken seni sevme tozum
tek 'ispat' kozum
nerde yatarsam yatayım
Seninle paylaştığım ay ışığını
Taşıyorum sokaklara gücüm yettiğince
Hızlı bulutların altında ikiyle çarpılmış bu susamışlık
Başımın gözümün dizimin sırtımın ağrılı şaşkınlığında...
Ay ışığı nazsız
Sensiz ömre yardımcı
karanlık çöktü saçlarımıza
içimde çipil çipil bir kanama
uğultulu telaşı gölgelerin
evlerin sarışın maskeleri alır gözümü
örter yüzümü ateş gibi baskın ay ışığı
kuşkularıydı camlara vuran
sakin caddelere bakan boş camların
gömleğim montum alabildiğine kömür kokulu
bir aralık akşamı daha da yalnızlaştım
her şey anidendi
nasılsa bir ışıklar değil...




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.