dağ sırası aştık öperken yeryüzünü
aldı bizi gençliğimizin bitişi uzuncacık
savunmasız çocuklar gibi sevdik seni
kenti çevreleyen korkuydu aşksızlık
korkuyu yendik biz
leyla dedik ille leyla çoğaldık
yorgun ağaçlar görüyorum kanamalı
gecenin çürüyen gölgeleri umutsuz
güz birikimleriyle yaşlanıyor insan
ayrılığın bir karşılığı yok
karşılığın bir anlamı
gel
çirkin bir gölgeydi bizi ayıran
yeryüzüne vurmuş yalın bir acı
saymakla bitmez bir dürtü
görünmez hissedilir bir kirlenme bu
bize kendimize zamana kafa tutan
uğraşır bırakan bir gülü dikeniyle
kısa süren bir izlemekti göz kapaklarını
gözlerin yavru bir kuş gibi hevesliyken ağlaşmaya
açık havada öksürürken yarım soluğu
gün sonu yorumlu şarkı izlerimizin
bana şiirlerimizin hatırına
kirpiklerinde bir yumukluk yer aç
tedirgin olduğunda hayattan
beni anladığına yor
göğüs kafesine tutsakmışsın aldanma
bakışlarımda sonsuzdur yerin
kuşların pike yaptığı o esmer gökyüzü
darılma
elmacıklarında savruk mu savruk tomurcuklar
birazcık gülsen diyorum
su serpsen yüreğime istemeden de olsa
saplansa ateşinin külleri sırtıma
yalnızlığın avuçlarındayken debdebeli ortaçağ devrimleri gibi
I.
dalları kırıktı varoluşumuzun
katıksız batık
ve dizeliyse eğer yalnızlık
'heeyy başım gözüm üstüne ben demeyi unutmak'
öznelerimde sen
yüklemlerimde ayrılık
kan kusuyor çalışma masam
mürekkebimde kent suskuları
mevsimler kırgını şiirler yollarım düş bahçene
düş bahçende kanayan yarana
yanıldığımız akşamların bir başınalığı
aydınlığa uzak saatlerde çökerdi üstümüze
keskin konuşurduk soytarılığı uzun uzadıya
aramız açılırdı doğmamışlığımızla at başı
hayat sularında bir resmi olurdu yaşanmışlığın
yaramazlığı tutardı sakinliğin




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.