ay ışığını içtim sorgulayarak güneşi
yıldızlardan şahitlik dilendim olmadı
dalgalar hırçın denizlerin seslenişi
okyanuslarla konuştum duyan olmadı
çocuklu mutluluklardı
kumrulu mahalleler
ve ilk balkonlarla oynaşan
şefkatli dallarıydı ağaçların
sessizliği bile içimde
seni sen sandığım günlerin...
Olsun Bakalım...
dalları sivri dilli oluyor
yalnızlık yollarımda
kış ağaçlarımın...
şehirlere akşam ağlamaklı inerdi
kimseler duymazdı bekleştiğimizi bilmezlerdi
daha çocuktu ölmeyi bilmek ve göğün sarsıcılığı
güneş kendi kabuğuna çekilirdi kıt kanaat
limon ağaçlarının arasından sızan bir ışık gibiydi
saçlarının nefesimde kalan tortusu
sınıfın en güzel kızı
yoklama fişinde sen numaranla iç kanatıcı ağlatıcı
geç kağıdında
ben
uykusuzluğa mahkum tembel teneke
sen keman çalmayı isterdin sokak sokak
dallarım çıplak üşürken keskin çırpınırdın içimde
kanatların kanatırdı oramı buramı bilsen zor öpüşmek
seni bırakıp toprağımı yurt edinemiyorum için için
yurdum seni sevmenin bana verdiği bu telaş tavşan uykusu
görüş günü neşesi kirpiklerinde kırgın sevişme yoğunluğu
kaldırımlar dar gelirdi ikimize yollara taşardı sevincimiz
geçmiş kış bulutları
liseli umarsız
yollar yapışır ayaklarıma
saçlarım taralı sana
gözucuyla yakalamak hayatı o sen
baktığım bakımsızlık ulaşmasız ellerim
bırakamam hayata ait olamadım çünkü
bırakamam sensizliğin eskimiş şehir tutkusunu
olamam mutlu değilim aptal bulanamayanın bulunuşunda
ayrılık siyah bir deniz akşamında sahil yolu hüznü
çok yıldızlı gecelerde ölelim samanyolu gülen gözlerle
ölelim yaşar gibi dudaklarımızda yangınlar sönüşü
eskimemiş taşlara bakarken:
kaldırımlar numarasız sinema koltuğu
trenler uzaklara iddialı sesleriyle ninni
yıldızlar yüzüme öyle oyun arkadaşı
uyku öncesi sokağın tozuna son heyecan...
saçlarından gelen kokuyla
gittiğim anıdan dönemiyorum
yanımda artık kendi yokluğum
kendimi kendimde bulamıyorum...
gündüz oyunlarıyla koştuğun




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.