hayat uğrağıydı anlamadığın hayıflanışlarımın
tek kişilik hücreye tıkılmışcasına silik yitik
çizildim...tam üstümden...ihanet bana rağmen tetik...
gri yağmurlara sevdalı sarnıçlarla yıkadım saçlarımı
hayat...ıslak...koğuşum benim...göğüm bej...
yastığımda yalnızlığımın ekşi kokusu...
sokak papatyası olmanı istiyorum
çocukluğumun yarısı yani
yağmur yüklü bulutlardan saklanırken
ansızın gece yarısı...
hastalıklı bir temmuz
seni hep yağmurda görmek isterdim
ki sana bakan yüzüm hiç tam anlaşılmasın
hatta havalar hiç açılmasın
ki sana bakınca yüzüm hiç tam anlaşılmasın
kuşlar da kınamasın umarsızlığımı
ne yağmur yağdı ne seni gördüm
kendini bilmez oldu mevsimler
uzak yangın küllerine kanmaz gönlüm
ağaç dalları karamsar bakar yollara
usulca yanyana koyarım ölümle gülü
hiçbir hayat bilinmez ölümü hariç...
serçe sürüleriyle uyandı rüyam
kıyamadım neşesine göğün
kış uzak dursun diye saçlarına
çocukluğunun...
seni sevmeyi yeni bir ömür bildim
renginde üşüdüm
ellerimi gözyaşlarımla ısıtıyorum
ayaklarıma iğneler batıyor sevgilim
olmayacaksın hiç sanki
kınsız yalınlı yalnızlığımda
sanki güneş hiç ısıtmayacak koynumdaki
karlı dağları aşarız dedin yolları kirletmedin
yeşil bakışlarında sürekavı
üç gün üç gece sürdü ölümün
ölümleri öldürerek
zamana hiç yalan söyletmedin
tutanaklarıma bakmadan
terk ettin rüyalarımı gözsüz bir acı gibi
kusurlu bir mükemmelik miydi o yağmur
şu yalnızlığına gömülü yeşil çocukluk intiharı
ışıklarıma güvenme yanında değilim artık
beni mi çağırdın
şarkımı çalan kim
gülme üstüne parçalanmış edebiyat
boşuna herşey tüh kaldım sensizliğimde
içinde olsam dışım olursun
dışında kalsam içim
tercihlerini sana bırakıyorum
vasiyet burukluğu mavilerimde
mirasyediyim acılarına
kapı komşun olsam külüne muhtaç
yedi kat yabancın olsam özlem yorgunu
rotatiflerde serçelerin kavgası




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.