ey mutluluk
sobele yalnızlığımı
ortaya çıksın imkansızlık
sırları dökülsün ayrılık aynasının
baharımın dünyaya gelişi
herşeyden öte varlığıydı onun...
kabaydım
baharı unutmayacak kadar
sokakları bakışlarınla göğüslediğime
inanmayacağın kadar kaba
ne benzim soluk ne de sözsüzüm oysa
sevmek bütün içeriklerimi alıyor ellerimden
kızılken havalar
yürümek güzel akşam üşümelerinde
sokak lambaları umuduma küsmeden ama...
pazar tembelliğinde koca koca binalar
bir sana heyecanım dışarıda
yanık kokularıyla bitti pazar
kuşçular son demlerinde
işportada gelecek dalgınlığı
sessizlik istedim biraz
gökyüzü bile sıkıcıydı
ağaçlara sığındım
sarı günler ertesi azalır
içine leylak gömülü ömür....
içimde parçalanan şiiri bi gözden geçir
bu dünya keşmekeş
öylesine sıradan bir gün
yalanların çocuğu olamadım kendimi kandırdığım çok oldu ancak.ama sadece kendimi.yalnızlık belki kandırmaktır kendini.oyunların adamı ben değilim. sensiz bu şehrin masumane sokaklarında at koşturduğum ve köhnemiş burjuva neonlarında sensizliğin anlamı üzerine düşündüğüm çok oldu.inan sabahlarına uyanamadığımız yalancı hayatların çıkışı yok sığırcık kuşum.
yalanlar yaralı o kuşun kanatlarındaki titrek örselenmişliktir bana inan.ne mutlu yalnızlığımıza.biz günün adamı değiliz.olamayız.sonumuz madaralık olsa olsa.
zamanı bırakalım zamanı düşünmek yakışmıyor bize.zamansızlık bizi bizle tutuşturan.zaman kopuş biteviye.zaman yalanların zorlaması benliğimizi. tepkilerimiz,gülüşlerimiz,düşlerimizin gözlerimizde alevlenmesi,soluğumuzun hiç değişmez kokusu,yaşamamız evreni düşüncelerimizde ve yüreğimizde zaman.
zamanı birlikte aşabilir,yener,anlamını yokedebiliriz ancak.bu senin anlık düşlerinde benim olduğumu bilmene bağlı.
aşk çocukken mahallenin kızlarının ismini duvarlara çişimle yazmama benzemiyor ki hiç.
mahalle aşkımın küloduna bakıp rüyalara dalmam hiç olmuyor.onlar çocukluğumuzun zamanı aşmaları olur olsa olsa.
yağ tenekelerinden bozma saksılarda
süs biberleriyle ırgalanırken mütevazi tebessümler
akşam nasıl da tatlı çökerdi iyimserliklere
hiç girilmeyen
ömürlük dostluklara saklı
odalara sarılan meraklarla
azımsama geniş ferah neonlarını
akşamın döllenme saati geldiyse
ışıksız düşlerimle
ömrümü gölgelediğine say
yırtarak sayfalarını
benimle sandığının
kırıklık ama nerde... herşey böyle kıvrak acılı
bana hazırlan geçiyor göğün maviye yakın griliği
ama yine de sen bilirsin mahallelerde çocuklarlayım
attım üzerimden herşeyi seni düşünmekten başka
hayat kendi halinde bense bıraktığın yerdeyim
tereddütlerini yıllar önceye teslim et ben geleceğinim
yüzün yalnızlığıma hafif
iç dünyasız bir şarkı sesimde...
tüm üşümeyi eşit dağıttım yıllarıma
ölüme karşı korkumu uykuyla aşıladım
kış yağmuruyla da yıkansa cesedim




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.