zamansızlık civarlı bir ötelenmek bu...:
"kırmızı bir uzay gibiydik buzlar içinde
ilk ve son
bir
birlikte okula gitmek anılı sızı
inan soğuk değildi
ve kanmamıştım tatlı ve dalgın nisan akşamlarına
vuruldum
gurbetimi bile terk-i diyar eyleyişinin
yavru kuş ağızlı göz pınarlarına
çıkar at kirlendim gözlerinde
çıkar kisvesini bakışlarının
izahı yoktur bomboş gövdende
intiharımın ayrılığımın
sakın düşleme beni kendini
ıhlamur duyarlığı sancısı yaslandığın
bu ölüme ne özgürlük ömre esaret tün
esrarlıdır dut ağacının altındaki yağmurumuz
konuşmamız yaprakları siyaha yakınlaştırdı
üstünü kalın giymişsin mahalle kalabalık
mahalle bizim değil acılarını paylaşırız ancak
şimdi çıkıp gelsen bir daha
bu gelen kirli bu olanaksızlığımız
gittikçe eksildin eksiksiz
çoğalır bir daha imkansızlığımız
çıkıp gelsen bir daha şimdi
Çık Mat Yeşilliğinden Gözlerinin
muson ormanlarıyla karıştırdım
sağ salim ayaklanışını tüm acılarımın
dünyanın neresinde olursan ol sen… sen
benim fırtına ayaklı keşfimsin özgürlüğü
beni affetme kırmızıdır ayrılık kan gibi su
içemezsin bir türlü toprağını sevmeyen ağaçtır kimliksiz
ölümcül komedidir günlük hayat
siz o akışta oyuncu
bense seyirciyim olanlara zamanım yok
aşık olmuşum bir bilinmeyene hesapsız dağınık pürtelaş
soluk soluğayız yalansız
sen kaba kalabalığınla
bense incecik yapayalnız
ayrılığımızın tonuyla
çipil gözlerimin sebebi
haritalardan aşırdım kıtaları
enlemler boyu gezdim adınla
boylamlarla yok ettik zamanı
çoğaldıklarımı kuşaklar boyu
anlattım suskun taşkınlığımla




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.