ağlama sevgilim anlaşmaya çalışacağız
ellerinle yok ettiğin bu sonbahar yalnızlığı
efkarlı bir kasım sabahı yapraklarla kapına vuracak
posta kutusuna bakacaksın şaşkın ürkek
birbirimizden habersiz ağlayacağız
şarkısızlığa isyan uykumsun
tatlı mı tatlı yalnızlık öyküm
yağmurlu mu yağmurlu
bir sonbahar sabahının
öğlene bir an evvel ulaşmak isteği...
sayfaları eksik bir kitabı
tamamlamak gibidir
sevmek gelişini
sadece gelişini...
anılarla çizdiğim düş ülkesinde
ben yitirmişim seni sende
ben bendeyken sen benim değilsin
sen kendindeyken ben kendim değilim
sen kendindeki bende bulamamışsın kendini
ben kendimi bulmuşum sende
ben kendimdeki sendeyim
ağırdan alıyorum çoktandır
yokuş yukarı koşuşan çocuklar gibi
bağıra çağıra telaşlı
kim yakalarsa yakalasın
kumdan çok çölden öteyim
okyanustan derin
akdeniz yağmuru böyle olur
yumuşak sesli turunç ikindileri
eteğinde açar uykunun
akılda ayrılıklar da olsa
kar etmez bu inceliğin vahşi tadına...
hangi göz değdi öğle sonlarına
ağlayışlarımıza bakan hangi pencerelerde
gülümser ve yanık odun kokulu
sararmak bile şuhlaşınca şu demde
caddelerde akşamın şakaklarıma baskını
sabaha doğrular yetmezdi
zamanıhayrete düşürmeye
benimle boynunu büktü zaman
sürüklenişim yoktu
sendeydim hep çizgilerim keskin
tiril tirildi yüzüm erken doğumlu
sesime akraba arkanda bıraktığın sevgi
kor rengi bir yorgunlukla baş etmek için
sımsıkı sarılıyorum seninle ilintili yalnızlığıma
sonsuzluğa bıraktığım bu yankının ortasında suskun
kime seslensem sen sanıyorum
içimde hıçkıran denize saplı bıçağın ağzında
Sarışın Bir Ağlamaktı
sarışın bir ağlamaktı
ikimizinki de
temmuzu paylaştık bir yastıkta
temmuzda olmak tek suçumuzdu




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.