kısa müzik ömrü geceye doğru
sahibinden ayrılmış üşüme çilesi anımsadığın
ve kurtulamadığın...
aslında hiç senli olamasam da
uzağım bencilliğe
zaman ılık ılık salınır rüzgarda
en büyük acıdır kalmak kargaşada iki arada bir derede
ayaklarım suya erer yüzüme kapandığında kapılar
aşkın olmaz tersi düzü biçimi sınırı
mutluluk evrensel aptallıktır akışına kapıldıysa hayat
bilge dalgalarda boğulmak en içten ve ağlamaksız
I.
ağaçlara gerekçeli iğreti konar kuşlar
ellerim ceplerimde kırk yamalı bohça
anlatamazsın
bahara isyandır içimdeki kara trenlerin suskunluğu
yürekler telgraf tellerine özlemli kuşlarca kanadı kırık öykü çoğulluğu
gölgeli yeşil bir yaprağın yanıp ışıması zaman
bir an kendini bulduğun çocukluk uykusu
ayakların yorgun yürümekten şarkısızlığa
kıran yemiş bakışsızlığın bile karman çorman
aydınlık bir pencere karanlıkta düşünmek seni
çam ağacının şefkati
saçların gibi
uğurlu bir yanı olmalı
bu serinliğin
aramızdaki insanca tadı
yalnızca
kimim kimsem yok
uzak yoldan geldim
günbatımlarını düşünerek
ağladım için için
sakallarımda titrek bir yalnızlık
sapsarı kırlangıç uğultularıyla geldim
hiç düşünme güncel suçlarımı
endişelenme yağmuru severek
damla damla ağaran çile benim
yıllarımı sensiz sıkıntıya sokarak
an be an çoğalan sıla benim
gözlerim açık gördüğüm her rüyada
kapalı gözlerim senden başka her şeye
karanlığım bile ülkesiz
kuş konmaz kervan geçmez güneşimden
iki akşam arası imkansızlık kabusudur
sensizlik
isimsiz bir çiçeği ezdi sabah
kapının ağzında hayat kaygısı
sokaklar adımlarıma yorumsuz
hasta çocuk sesleri içerlerde
gökyüzü ruhumda gri bir leke
sarındığım evler ısıtmıyor içimi...




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.