su başlarında konakladım
ümidin resmine kavuşmak tutkusuyla
kararmış hasta yosunları karıştırdım
alçak gönüllü
kirli kıyılara vurmuş atıklarda aradım
ustasını utançlı bırakılmışlığın
suçla beni
burdayım hala...
hayat hakkında şüpheliydi adım
hayata sürgündüm
hayat bana
beni unut
sormadan nedenini
yalansızlığımın
kanamalarım şırıltılı taç yapraklı
dört yapraklı bir takvim
uzun yolculuğumun kavşakları
ıslaktı haziran ağaçlar utangaç
ellerimizde yitip gittiğimiz
ellerimizde kendimize ihanetimiz
biz birbirimizi değil
sevdik hayalsizliklerimizi
Sulu Gözlü Yoldaş...
...soğuklarla baş edemeyen saçların
dumanlı dudaklarına selam çakar gibi alnında
cebinde taşıdığın matbaa kokulu umudunu
ay kaçkını akşamlar tüllenir
tükenirken gövdesi ümidin goncasının
yüreğin kendine hayrı yok
üstümüzde ara mevsimlerin konar göçerliği
azığımdır yarama bastığım son bakışın
bir dal parçası bulmasam gurbet mahpusunda
sende bulduğum ışık
yanağına dokunan güneşin güzel yanıydı
en güzel ikindisi yorgunluğumun
gidebileceğim başka bir yer yokken
ölümün kendi yağında kavrulmasından başka
acele sözlerle serdim yollarına
hece hece\ sönmeyen yıldızımı
sen evrene bir ece bana sissiz ülkü
duraksız tren bitmeyecek tek öykü
kalemim bir seni bilir eksiksiz
sokağın tadındaydın
naftalinli sandıklarda
nisan iyimserliklerinde
gözlerime çektiğim
düş yazı perdelerinde
serin mavi uzaklıklarıysa
uzak kervan gözlüm
neyin yakın ki
uzak imkansızlığından başka
düşkünlüğümün nedeni
güneşten soyunmuşluğum
saçlarımdan akan çile pınarım




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.