duraklarımda küser
okulların dağılma saatinde
akşam kendini mutlu evlere hazırlar
son serinliğiyle kış
yalnızlığında direnir
köprüleri vardır beklemelerin
kendine döner silahlar
sen boş bir kahkahasın olmazsın sokakta
günah şehveti ağır hava kentte
ben şiirde ve öyküde kopuk
nasıl deme bilinmez acının misafirliği
yürekte biter herşey öfkem ekmek kuyruğu
bir sokağı geçmeye doyamamak gibi
bendeki bakışının son anında
şu kekreliği yarım tortu...
kaçırdığımız bu yağmur
pıhtılaşırken ani uyanmalarımda
akşamlar kurak yazlardan kalmış gibi
öğlen sonları mahallî ve öyle sessiz
öğlenleri aç acına gezdiğim
güney sıcakları vurmuş gibi başıma
ama her sabah açılınca gözlerim
mutlaka ilk seni görüyorum karşımda
I
kış ortası sarındığım soluk
yırtık yamalı çamaşırların kokusunda
çocukluğuma miyop evlerim
evet ben buyum
seni kendim için özlemedim
hasretimin gururuyla oynayamaz zaman
kılıç artığı bir hayatla uğraşa dururken
uykudan öte bir beklentide...
sabahlar ne kadar pazara keser
geç gelişlerine yaşadığım az
erken gidişlerine öldüğüm gibi...
ne geç gel ne erken git
ne az gel ne çok git
vakitlerim kararsız
Nüans
sesini duyuramamak
keşkelerle onulmaz bu kent
yalnızlığı kuşanmaktır kahraman
sabah soğuklarında güneşi aramak
eskimemiş taşlara bakarken:
kaldırımlar numarasız sinema koltuğu
trenler uzaklara iddialı sesleriyle ninni
yıldızlar yüzüme öyle oyun arkadaşı
uyku öncesi sokağın tozuna son heyecan...
saçlarından gelen kokuyla
gittiğim anıdan dönemiyorum
yanımda artık kendi yokluğum
kendimi kendimde bulamıyorum...
gündüz oyunlarıyla koştuğun




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.