Gecelendi sokak
Toprak yolun tozu dindi
Dalgın gölgeler köşelerde
Evler birbirine dargın
Küskün ışıklar kıpırdıyor uzaklarda
özlemler bir kez daha yorgun...
üşümekten ağlardık
sen dalları çıplak ağaçlara sarılırdın
ben senin o yokluğa sarılma samimiyetine
sen dumanlı akşam kokularına mecbur
yoksunluğumun çiçeği
tüm çizgilerimin üstünü çizdim
dalgınlığının kılcal damarlarıyla
kesildi temmuz öğleninin bilekleri
kollarından tutup bütün yaz düşlerini
sermek isterdim mahmur gözlerinin dibine...
koyu dokunaklı bakışlarınla sırtımda dünya
Mahalle Ayarlı
Yüreğim mahalleye ayarlı
Sesinin uğultusu saçlarımda
Şose kokusuyla yürümeye alışkın ayaklarımla
Kuşlarda Kalan
Kağan İşçen
Gece emzirirken heveskârlığımı
Şarkılardan arta kalan bir alemde
Yaşıyorum kavşaklarına bakmadan
Akşamüstünün kuşlarda kalan tortusunu...
sözlerim açık ardına kadar
açlığına ruhunun
saçlarının her bir teli
bam teli sabaha hevesle kalkışımın...
şarkıları yalnız söylerdim
küçük küçük anlarla kaldık
hiç bir yolu sonlayamadık
karşılıklı birer çayın hatırında bile
konuştukça eksilmiş sözlerimiz
tamamlayamadan bile ayrılığı
kopmuşuz adreslerimizden...
kül rengi gözlerinin gölgesinde uyanmak
tatlı ve ılık
o kendinden emin nahoşluğunun derinliklerinde
zamanı anlayışla karşılamak bu
sonu gelmezliğin aklı yitik
griye kaldı işimiz
göçmüş gülüşler ardında gözlerimiz
ölümü de kabullendik oysa
o zaman bu acı hala neden
neden bu bir sonrakine telaşlı merak
bu mutsuzluk
kendime geniş içerikli bir yanılgı seçtim
bitmesin diyerek sana olan ümidim
sen
kalbimin son atışının ilk/yazı
kuşkulu gitmek isteklerimin safra sancısı
ve şimdi bütün demler kan tamlayanlı




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.