şımarıktır aşk
ot seslerini bir sen duyarsın
bir de çıtkırıldım kulağı tetikte hüzünlenmeler
romantik çizimlere kendin mi ağlarsın ah aşk ve ironi
ne yakışırlar birbirlerine
akdeniz müziği giyinmiş görünür yürüyüşlerimiz
tek şiirimin
ve ömrümün
öyküsüzlük öyküsü:
fırçayı gözlerime daldırdım
gözlerimle boyadım beyaz sayfanı
kış gelirken eskiden üzülürdü pencereler
çağla ağacının çil çil hüzünlü çocuklaşmasına
çiçek çiçek kesilen camlarda çaresiz uzaklığın
dışarısı görünmez olurdu korkularım yaz kadar sıkıcı
kan sıcaklığında uykulardan uyanmak istemezdim
kış gelirken eskiden yoktun gene yoksun
bir yalandı ağız tatlarımız gibi:
ilk yaz fırtınalarının sırrına bir uçurtmalar varırmış
hayatın ermişliğine en aykırı şeytan uçurtmaları
çocuktan daha çocuk
ölümden daha ölüm
Aramızda kapağı açılmamış kitaptan güzel bir meraktan kalma ağustos
Sessizliğin çatılardaki heyulasına sevdalı
Eski bir anı getirip tüm geleceğin önüne
Pencereleri gölgeli evlere bağlıyor zamanı
Oysa içerisi sarı akşamlarda gözü kapalı sonatlar besteleyen
incirin dallarını rüyaların için kollayan
uzun kırlangıçlar yollarında siyahtım
gölgemde yalnızlığı sesimin soluksuz
soluksuz sevdim sende gördüğümü
ben sende akşamı yok eden
duvar dibi çiçeğini gördüm karlı
hayatımın ışığı
yaşar dargınlığın
büyür yüreğinde sayrılı o tortu
kavuşamaması kırlangıç fırtınalarının
ateşli hastalıklı akşamlarla
aşklarsa nedensiz başlar
gerekçeli ve ela intiharlarla biter
çamurlu bir yağmur durmaksızın sana uzanan ellerimin yaşlanmışlığı
kent hem sana hem bana suskun kınında bıçak gibi
köprüler mavnalara küsmüş gibi biz şeytan minaresi uçukluğu
gücümü alırım yokluğundan nasılsa aşk mı bu küllenmişlik mi küçüğüm
mektuplar da gitti saklayamadık ömürlerimizi birbirimize
olsa olsa birer parça ayrılık katığı çıkınımızda
selamın aldım kutup yıldızından dilsiz sağır kör
katresi yeter bakmadan susuşun bile özlemsiz de gerek yarin viraneli kıyıcılığı gözlerimin atar damarlarına
anadoluda köy harabe dolaştım uygarlığına vuruldum gülüşünün
böyle vakur makul ölüşünde ben de varım unutma coşkuyu kısıntısız
balaban olsa sesim seni bulurm'ola
kartal yuvası yalnızlığımla yükseklerine uğundum oyuncaksız bebeler gibi




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.