İstanbul Yeter Bana
belki de aynı bulutun gölgesindeyiz
aynı rüzgar okşuyor saçlarımızı kumralsı
sert iklimler geçtim yüzüm gözüm semt pazarı
göl manzaralı sessizlik sensizlik vurdu başıma bakışların
ağaçlar da tanık değilse birlikte yürüdüğümüze
aramızda hiçbir dağınıklık kalmamış demektir
ben saimiyim herşeyi söylemiş olmakla
her artım her adımım bir ömür değerindendir bundan sonrası
etkilendiğim bir içten gelen bir türkü salınmasıydın
gökyüzü gerçekten temmuz mavisiydi öğlen saat on iki
iyi uykular bebeğim
türkülerimiz solmadan
anla aşk yorgunluktur
uzaklaştıran seni maviye
çimenlere uzanmış dostumuzdur
şimdi hasret bulutlara ağlamaklı
çamurluydu hep yollar
ayakkabılarım yırtık
geleceksin ümidiyle
bekledim saçlarının düz taranmışlığını
çamurluydu hep yollar
düşmek korkusuyla düşlediğim saçak altlarıydı
martılara bakıp not tuttum
yakamozlara dudak uçuklattı günlüğüm
uykularım denizlerine aç
yastığımda gözlerimden damlayan gözlerin
bütün çağlayanlara ot yolduran
dudaklarını arayan bu benim
sızısız geçse ilkyaz
sen çıplak dalda tozlanmış bir meyve gibi
sığsan avucuma
sığmadığın gibi soluğumu sokak yapışıma
korkularıma bir de düpedüz
içten kapılarda kalarak yarım aklım
ey mutluluk
sobele yalnızlığımı
ortaya çıksın imkansızlık
sırları dökülsün ayrılık aynasının
baharımın dünyaya gelişi
herşeyden öte varlığıydı onun...
kabaydım
baharı unutmayacak kadar
sokakları bakışlarınla göğüslediğime
inanmayacağın kadar kaba
ne benzim soluk ne de sözsüzüm oysa
sevmek bütün içeriklerimi alıyor ellerimden
kızılken havalar
yürümek güzel akşam üşümelerinde
sokak lambaları umuduma küsmeden ama...
pazar tembelliğinde koca koca binalar
bir sana heyecanım dışarıda
yanık kokularıyla bitti pazar
kuşçular son demlerinde
işportada gelecek dalgınlığı
sessizlik istedim biraz
gökyüzü bile sıkıcıydı
ağaçlara sığındım




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.