soğuk odalarda üzerine yorgan çekilmiş gibi
gelir aklıma
ellerime dolanan saçların
çamurlu dalgalar kıyıya mı vurdu yoksa
rüyalarını
böyle yüreğimin her atışına takılıp duruyor gelişin
kahrıma yansıdığı kadar ay aydır yıldız yıldız
bir sensin derdimden tasamdan taşan gün ışığına
canım dişimde
dişim canımda
torbamda acı sıkma
yudumluyorum acı kuşkusunu yağmurun
ağaçlar niçin bu kadar içlerine kapanmışlar
sanki toprağın altındaki kendim değilmişim gibi üşüyorum
gece ustura gibi kesince sabahın bekleyişini
adımlarını çekme üzerimden
akşam fısıltısı ince fasıl
karanlığa takılmaz aklı sevdanın
toprağın kokusuyla avunur dert
derdin kendisi toprak olur...
gün geçmez penceremin uzağında da
ruhun mu yasak bana
saçlarının dağınıklığımı söyle
toplar acılarımı bir yerde yürüyüşün
yan gözle yanımdan geçip gidişin
ve de hangi yanardağdan aldı ki ateşini yüzün
yanaklarından yanaklarıma lavlar püskürür
çağla dalıyla gelirdi kış
su renkli havada koyun koyuna
gençliğimle saçlarının yan kısmı
aşka aşkla tutunmaktı tek dürüstlüğüm
gerçeğe hiçbir gidişin yakışmazken
ömre ayak direyen kavak ağaçlarıydı
sokak söylenceleriyleyim
duru yalnızlıklara zamansız
kısaydı her şey
yağmurdaki gölgeyi uzattım bir
sözlerini ezberleyemediğim şarkıyı bir de
yaz kumruları olurdu bazen
yaz başlangıçları da kırılır
üstelik uzaklaşır da isteğin
ağaç gölgelerinden...
semt pazarlarında hayat telaşı
durmaksızın ağlamaklı gelir
"Seni sevmemişim doğrusu
Ömrü unutma arası vermişim yalanlarıma
Durak koymak istemişim
Yaz yalnızlıklarımın üzerine
Kalabalık şehirlerden kurtarıp umutlarımı
Kasaba mezarlıklarında
Sabah ekmeğiydi saçların
Gözyaşlarımın tuzuyla katıkladığım
Otobüsün camlarında kalan gülüşüne
yazdığım
Bir ayrılık türküsüydün
Kimseye söyleyemediğim




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.