siz bombalar yağdırdınız yeryüzüne
biz yıldızları saydık
siz çocuklarımızı kurşunladınız
biz çiçekler ektik boş kovanlara
üzerimizden kalkan tozda ezildiniz...
koştuğum bir vedanın içinde
takvimsiz sürek avıyım
tüm dillere aykırı bir yorumla
ev çiçeğinin ölümü...
aramak unutulan bir imaydı
aramızda nasıl bir adsızlıktı bilsen
sen ve diğer tüm adlar karşısındayken
bu yok halimin...
ve adımı kimseye sormaya fırsatım yokken
adını öğrenmekmiş aşk
herkesin ve her şeyin aynılaştığı o andan...
Kitabın sayfasına rüzgar dolunca
Anladım istemeden bittiğini
Başka mevsimleri avutmaya
gitttiğini
Sarhoş bulutlar cahil başımda şımarık
Kendi öyküme izin vermeden zaman
yeni bir tan hazırlanıyor adıma
yüzünde andığım kendi tufanımdan öte
soluksuz bir sona bağdaş kurup
gülüyorum tüm duraklarına ömrün...
uykusu demsiz gecede zor gelir avunmak
I
abartısız hafta sonları
klasik üşümelerle buz rengi soluk
ayak parmaklarımda kanıma aç iğneler ağır
yamalı bohçalardan çıkar gelir ya
kapılar eskir ömürlerimizde
sokak araları yürünmekten
bir de ara sıra göğe takılır gözlerimiz
eskir göğün de anlamı
içinden çıkılmaz bir hal olur anılar
aşınmış sevgiler biriken ömrün son anında
bugün günlerden çay söyledim
keşke ilk defalı pazartesiden çıksam
pencereden dışarısıyla sokak demek aynıydı
içerde annem varken hep ünlüyüm
hamile kediye iyi baktılar
ol gözleri sürmeliyi tanımasam da
yurdumdu baktığım her karmaşada ölüm
hırçın saatlerine yakalandığım akan su gibi
hiç durmadı sıcaklığın avuçlarımda
otları hep saçlarım bildim
bileceğim de
bitsin karmaşa
iyi arkadaşlar bıraktın
sıcağına bir düş öğleninin
sayrılı bir şüpheyle ömrün
göz yumduğun sona yakın
yüreğine yakışan seviler terkisinde
yılkısı zamandan yaralı...




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.