sen kırkikindi yağmurları kalbimde
bir çöl parçası kondurduğum öpücük gibi ömrüne
yetmiyor bana gözyaşlarında yıkanmak
aklıma gelip yazmadığım şiirler gibi kaçak
aşkımızda üşüyorum sımsıkı
kalbimin baharında sahipsiz kırkindi
eski arkadaşlıklarla bir
kayboldu baharlar da
dostluğuna sığındım ağaçların
sırılsıklamdım yalnızlıkla
griyle karşıladığım günü
kimseye anlatamadım...
pişmanlığını anladım
tabi ki gözlerinin yan anlamlarını da dahil ederek
ardımdaki sözcüklerinin dipsiz kuyusuna
anladım pişmanlığını
hayalperest konuşkanlığımla yürümezdi
kısmak doğum çığlığını
kırma çocukluğumu
düşlerimi göğermiş hallerine bağışla
dünyasına dargın başaklar ekme acılarımın
sular titrek
yağmurlar uzun
sana kan çiçekleri büyütüyorum
kendi kanımda boğuluyorum
kıtlığında yakınlaşma anı sözcüklerinin
kanımdaki ekmekte gözlerinden öte
çaresiz
ve ağustos acısı sular gibi
ılık bakışlarının rengi
not defterimde kayıpsın
ilginç bir günlük bu
kendini küllerinden yaratan
bir kararsızlık anı kesiti
köprülere tutkun yürek sıkımız
öyle ki herşey birbirinden kopuk
sayrılı saatleri atmak isterdik seninle
gökyüzü kendi işinde gücündeyken üstelik
sırıtkan bir kanamayla gülmeye çalışırdım
ağlamayı unutmaya çalışırken bir akşam çayında
lacivert bir yolculuğa bırakırken gidişini
ışıklar henüz almadan gözlerimi...
göz göre göre tükendik
arttı suskunluğumuz
ilk yazlarımız can pazarı
yarım kaldık başlamadan
ve başladık sonlanarak
kirli sarı bir dalgınlığa kandık
saçlarının tellerinde asi bir kuş gibiydi parmaklarım
seni değil de insanlığını öperdim yahu şu emekçiliğini
evin içinde farklı odalarda sessizliği kullanarak kırıştırdığımız
hayat bitecek mi ki bir gün sorusu…ya birlikte seyreyleyip kuşkuluca
kentle söyleştiğimiz o gri yağmur…o da mı bitecek…şakasız




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.