kargalarla koşardım kar beyaz yollarda
yırtık botlarımın içi kar suyu
sakallı bir başıboşluktu başladığım roman
aynı deniz otururdu içimize
kapkara bir el üşümesiyle eserken poyraz
yorgun bıldırcınlarla tuhaflaşırdı akşam
sağdık ölümleri korkularımızdan
artık alnımız ak
bulutlardan geçtik
ilkyaz yağmurları bile avutmaz gönlümüzü
sırtımız pek
son hazanlarımızı yaşar gibi kuşandık hüzünlerimizi
romansı bitik cılız delikanlı
sabaha kaldırımları hazır
öyküsünden kurtulmaya gelince
resimlere gömülü sırtı yamalı
çiçeği canını yakmaya hazır
sosyalist mektubunda cigara külü
ellerini ver
bulutumla yıkansın gözlerin
belki daha bir açılır yalnızlığımı süzersin
ellerini ver
kalabalığımı hissedersin
kekre tadını uğultulu
sonunda itiraf ediyorum
kitaplarda adın geçmiyor
siktir çektim
boğucu burgaçlarına alaca karanlığımın
kıskıvrak yakalandığım karabasanlarına gidişinin
liman sahil kent kaybolurken anımsayışların yoğun sisinde
kendimi sözcüklere astım
cümle cümle dokuyarak ölümü
sana ölüşümü...
'hiç ölüm dokunur mu? ' deme
şiirle örülürken zaman
zakkum kırmızısı sevecen palmiyelerin eşliğinde
uykusuzluğumu okşuyor haylaz hırıltısında belediye otobüsünün
proleter bir temmuz öylesine içine işliyor ki bakışlarımın
yalnız ılık saç tellerin kalıyor aklımda zamandan yana...
kanatlanan
Eski kuşlarımız yok
Erken gölgelere düşkün...
Naif sözcükler aradığımız su içişlerine...
Eksik bulutlardan mağdur yağmurlarımız
Paçalarımızdaykenki koşma isteğimiz
Menzilsiz bir seviye tutukça...
güzel ve olgun dönemler ardında ufuklar
ufuklar kıvırcık saçlı bakışların saflığıyla
meşhur turuncu gün kesitlerine dalgın
balkon serçeleriyle alıp götürecek
yalanlığımızı...
duman duman
el ele hüzün ve yalnızlık
hüzün yalnızlıktan olma sonradan görme
bilemez ne yapacağını ne edeceğini
el aleme mahcup
ağzımdan çıkanı duymaz kulağım




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.