daha yeni açılmıştım dümeni bozuk
sen yelkenli değmemiş deniz ömrüne
güller bitmemiş yaramaz asi çocuk
aranır bahar rüzgarı gibi döne döne
çamurlarımı al bula yüzüne çok sesli
uçurtma salmasam düşlerimle göğe
sevmeyi nasıl bilirdim göklere suskun kalabalık
kabak kafalı bir çocuk büyür ve tanır acıyı
kafasında hala dikiş izleri
tren yollarına bakıp ağlar mı hala kumrular anneee
benden bana kalan kendi kırıntılarım çocukluğumdan
kirli çıkınıyım kendi çocukluğumun
satır aralarına sıkışmış kapalı havalarına
bütün bir ömür demeye dilim varmıyor...
yanında bir boşluk bırak desem
en önemli sorunun
penceremizde yoksul güvercinler
benzersiz öpüşürlerdi
zeytinimiz küflüydü
tarhanaya son kez daldırırken
paslanmış kaşığı sapına kadar
uykularımda öylesine zor uyanıyorum
kavak ağaçlarının ortasından
ince ve düzgün bir ırmak
baktığın her lahza bakışlarımın anlamına...
iki kör ve dipsiz
kırk yılı kılı kırk yaran
somurtkan bir yazgıya çaldı bu temmuz
kuyusunu kazdık bütün ayrılık dolu yazların
temmuz bulutları somurtkanlaşınca
gözlerimi açtığım yağmurlu sabahlarda
andım gidişini en güzel varlığımı
her anışımda seni ellerim çello
sismik bir sarsıntı penceremde vivaldi
kemanlar denize açılmış ihtiyar kayık
kürek dokundukça denize öpmüş gibiyim dudağını
kırk ikindi yağmurlarıyla dolu göğsüm obua
düşünceli aydınlık olursun soframda
mahkumum sarhoşluğuna gündelik parçalanma kampanalarımın
detone kahkahalarımın arkasına sığınan ayyaş mülteciyim
deniz içer rüzgar solurum bütün sınırlara inat kallavi
toprak doyamaz damarlarımın tadına
kanımda yeryüzünün tüm renkleri
yokluğundan başka yurt bilmem
kuşkusuzluğumu bağışla
evlerin kendi halindeliğine bakarak
seni unutmuyorum yolunda her şey
sokaklarım bomboş mu sanıyorsun
geceye saklanarak düşüyorum acıya
beni iç eden sarsıntıyla uykusuz
kentler kana kesmiş ben ininde bekleyişinin
kalbimin en kırık yeri çiçek bozuğu kendi halinde
sulak acıları sevmeyen satırlarıma gündoğdu
yaratılışının sürgün vermiş aydınlıklarında boğuluyorum
zaman cigaramın donmuş anlık tablosudur şimdi
durulmamış isteklerin acıya çalan yalnızlığı kısık sesli




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.