gözlerim denize dalmazdı
sabaha karşı ard arda bilmem kaç rüya
dalga sesleri keserdi sesimi
sabah sabahlığından utanırdı
uyandırdığı için denizin yalan mavisini
son sıcağında bir ara zamanın
ölüm de hesap hatası yapar diyerek
sarılıp duruyor da ağaçlara
sonuçta ara zamanda...
yanlış bir ezgiye düştü
geçmiş ağustos akşamları sana yanışım
sana dokunmadım içtim yıldızlardan sadeliğini
bir sokakla tanışmaktı
bilinmeyen bir evle karşılaşmak
uzak bir pencerenin hastalıklı ışığından medet ummak
gözlerinin yağmurlu anlamı
ikinci bir kimliğim var
yağmurun ilk kokusunun peşinde
paralayan kendini
işte susmamak karnem:
satır aralarında közlenmiş süreksizlik örneği
havalar soğurken izlemiş olduğum
bulvarlar boyu yalnızım sarışın bir hüzünle
ben unuttuğun şiir ellerde emanet nergis yoksunu
fesleğenler açar sen giderdin yarım bir hüzünle
hayallerimin direğiydi tutamın
geçtiğin yol
dokunduğun toz zerresi
yamacında öfke dağlarımın
umut dolu bebecikler eğleşir durur
ve gidişinle sel götürür
adlandıramadım kendimi
adlandıramadığım gibi gözlerini üzerimdeki
kendi öyküsüne yabancı bir yağmurdum
adın göç haritam anlamsız adsız
bunu biliyorum hem de nasıl görkemli ama ıssız
ben kendini sende arayan göç tutkunu
yorulur birgün kaçamaklığı düşlerin
sırma saçlı çocuklar gibi uyumayı özlemle anar bitmek
göğsümdeki ağrının ana temasında gizlenen onurumsun
kurak kış bunaltıları yapışınca yakama...
saçma bir yaklaşımla açılır ardında olmadığın kapılar
kangrenleşir günleri atlamak
silsilesiyle gelir üstüne geçicilik
tarihe bırakılacak bir notum olsa
beni yanılttığın olur adı
yarınım yaralıyken
yalnızlığımın enginlerinde...
saçına mı dolandı elim
bir çocukluk anısı ormanına mı
aramak masumluğunda değilim artık
bulmak suçuna vardı düşüncelerim
seni sevmek işse
işimin ehliyim




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.