bilirim eskiye çeker gökyüzü
yağmuru gözlediğim günlerden
bilirim canlanamaz resimler
gözlerim resmine damladığı an
parmağının ucundaki yarayla dokun yavrum
havalar böyle dokunaklı
çocukluk resimlerimize sığındığımız
parmağının ucundaki yarayla dokun göz pınarlarıma
durulsun telaşı can hıraş sana bakma anlarımın
öp hadi hüznümü
gözlerimi ikinci kez kırpmadan geçti
sensizlik sandığım ürperti
saliseden kısa yıllarımdın
sadece aklımda yarattığım
yalanımken yakın
gerçeğimken uzak
bir çıldırma anında bakıştık
donakaldı yeryüzü
sevmek bizimle daha da güzelleşti
düşlerimizde balıklarımızı izledik
asi ve güncel yaşamak iyi geldi mutluluğumuza
bu gece sanki ellerinden ölümüm olacak
serin bir haziran uykusuna yatmak gibidir sana ölmek
senin için ölmek
ben bu kangren hüzünlerimi çıkarsam ortaya koysam
boş yer kalmaz evrende
eski zaman aynalarında
bulanık bir acıyla uyanır düşüm
hiçbir anıda ansızın değilsin
bütün kargaşamda böyle upuzun
ayağımı attığım uçurumun sonunda
yine o aynı kendim...
saadetleri ne çabuk tükettik
yaprakların arasından ışığını güneşin
aman vermez o kokuları da mı bitirdik
caddeler boyu düşlü düşünceli
yaka paça gençliğimiz
kimi zaman korkular büyütürken
gözlerime alırdım seni
uzayan yollarını
sırf inat
dolu yağışlı
kafa tutarak kıs kıs gülmelerine
kağıttan gemilerinin
aştık eksiklik duygusunu
aşk ayrılıksız olmak
aşkın kankardeşi hayırsız ölüm
yağmursuz olmaz ışıması yaprakta
sonbaharın
sonbaharın ikizi gözyaşlarım
kırmızı karanlığında boğuldum çocukluğumun
uçurtma şenliğidir ölüm
kendimi yatıştırma dallarıdır saçlarının tütsülü hali
ışıltılı limani acılarımın ocağı bakışsız bakışlarının öbek öbek tumturaklı iksiri
tarihten sonra da sen
gözyaşlarımın bakracıdır seni arama nedenim




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.