oturaklı melankolik uzandığın yılışık
şahit tuttuğun hüzünlerinde nerdeyim
ölüm kadar basit aşk kadar karışık
an be an bıraktığın yerdeyim
insan inanırsa yaşarmış
yanmayı böyle öğrendim
kangren umutlara can hıraş
heyecanlıyım hâlâ
çünkü nerede ve kiminle olursan ol
göğüs kafesimdeki sonsuzluk
ötede diğer bütün sonsuzluklardan
kar demlerdik öpüşlerimizde
zamana misafir olduğumuzu bilerek
suçlarını üstlenerek
boşa geçirdiğimiz öpüşsüzlüklerimizin
dağ türküsü inceliğinde
gelme
sürgün veriyor sabah sensiz
yüreğim alışsın sürgit ölümlere
tattığın her yürümekte benim alın terim
senin için geniş yollar
ferah ve aydınlık yolculuklar hazırladım
biz ki yaşamı topladık
baharda çilekeş erik dallarından
diş biledik tiranlığın her kalesine
meydanlarda iyimser birer serçe
kale kapıları kapansa da üzerimize
özgürlüğe tamahkar birer derviş
zamansızlık civarlı bir ötelenmek bu...:
"kırmızı bir uzay gibiydik buzlar içinde
ilk ve son
bir
birlikte okula gitmek anılı sızı
sarmaladım heryerimi senle
doğam oldun hoşçakalım
sus bir an yağmuru dinle
acım oldun baharım kışım
toprağa tutunması bir ağacın
Tek
uykudan uyandım da ağladımdı bir zaman
anladım 'o' sendin
gözlerimi son kez kapadığım an
beni mi çağırdın
şarkımı çalan kim
gülme üstüne parçalanmış edebiyat
boşuna herşey tüh kaldım sensizliğimde
içinde olsam dışım olursun
dışında kalsam içim
tercihlerini sana bırakıyorum
vasiyet burukluğu mavilerimde
mirasyediyim acılarına
kapı komşun olsam külüne muhtaç
yedi kat yabancın olsam özlem yorgunu
rotatiflerde serçelerin kavgası




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.