kurbağa sesleriyle erken indi şehire ağustos
apartman girişlerinde kırlangıç yuvaları
yürek boğulmalarına yankı
adımlarım yok sanki
adımsızıyım yabancılığın...
bavulumu hazırladım
kırlangıçların mazlum ve asi suskunluğuyla
yoluma çıkan
tek bir çöp bile görsem yeryüzünde
senden bilirim…
sensiz bir vapur eskiziyim
dudağındaki o titrek ürperti
denizimdi kan deryası
tınısında damarlarımda akan ırmağımın
sessiz bir vapur eskiziyim
kaldırımlar arabesk pusulara namzet
bu mayıs
kültürlü hüzünlerime eş lodusuyla
ruhuma kuzgun
ben bütün evrene anlayışlı davrandım
dönünce gün yaza yalnız kalışımdan yana
son yıkımım olacaksın
buz gibi asfaltlarında adımlarım
ağaçlar ilk defa yağmura boyun eğmeyecekler (mi?)
ya da ben öyle sanacağım
anlayacaksın aşka ağzımı açmayacağımı
olmak isterdim yerinde
affına sığınarak
yani bu evrende sadece ve sadece
ikimizin olması mevzuları
hayat bizim sevişmemizle başlayacak gibi
o büyük patlama
anlaşılmazlığın gösterişsiz kıyısında
kadrini bilmediğimiz
daracık sokakların o en samimi kasveti
bir mutsuzlukta yol aldık öpülesi
bu bizim tutukluluğumuz
yalınayak sarhoş sustum işte
dile kolay ömre zor bir mevsimdi
kir pas dinlemeden kustum işte
menzilsiz kör fırtınada mı dindi
rengi gül solgunu hoş kuştum işte...
üstüne titriyordum
terk edişlerinin bile
usulca yüzüme kapandı
şimdi bütün kapılar
beni terk edecek
bir günü kalmadı dünyanın
karanlık çöktü saçlarımıza
içimde çipil çipil bir kanama
uğultulu telaşı gölgelerin
evlerin sarışın maskeleri alır gözümü
örter yüzümü ateş gibi baskın ay ışığı




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.