bu ne demdir
akşamcı yıldızlara hazır
içimden geçirdiğim o şarkı
ışıkların derdinde
ve ben göz kırptığım bu son acıyla
yürüyorum yabancı bir kaldırımda...
sıradan bir eskimek değildi
apartmanların kente tepeden bakmaları
aklımda yorgun çekirdek gözlerinin yumuşaklığı
hayatı üzerime yorgan yapıyorum
kuru sıkı ölmek yakışmaz hiçbir şaire
kedere benzer kırıklar olur da içimde
yağmura saklandığımız o deniz kıyısında
köpüklü sular taşar gözlerimden
özlemiyle tutuştuğumuz
yaprakları yastığımıza bulaşmış ikindide...
ne ömrüm şikayetçi senin senleşmenden
ne ben sitemkarım
evim adresim yok
yanım yörem
saçlarına içtenlikle bağlıyım
budur tek bakmaya devam etmek kararım
Çocukla çocuk
güneş...üsküdar
kızımla beraberiz
vapurlar bizim...
iskelenin kıyısında çingene gülüşü
sarıp sarmaladığım düşlerim
sen ağlarsın nazlı nazlı iş dönüşü
ben içli içli seni beklerim
vapurda oynaşır bir genç kızın umutları
bayiliğini aldım seni sevmenin
sarıyer vapurundan
istanbul
aramızda kalsın
istanbul da düştü içime telaşın
martılara yalan söyledim senin için
boğaz yeni uyanmıştı
ben istanbul ayazında
çamlıca gölgeliklerinde yeşil elbisenle seni aradım
asfalt yollarına düşürdüğüm gözyaşlarımdaki ılık manaydın hala
bakan değil böyle gözlerim
yapraklar değil böyle hışırdayan
anla bu sensin işte…
kısalan günlerle gelen korkunç korku
ayrılıkların en candan konağı
üçümüzdük
evde
şirin mi şirin bir oda
o oyun oynuyor
sen dizi izliyorsun
şehir sapsarı kimsesiz




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.