sensiz bir vapur eskiziyim
dudağındaki o titrek ürperti
denizimdi kan deryası
tınısında damarlarımda akan ırmağımın
sessiz bir vapur eskiziyim
kaldırımlar arabesk pusulara namzet
bu mayıs
kültürlü hüzünlerime eş lodusuyla
ruhuma kuzgun
ben bütün evrene anlayışlı davrandım
dönünce gün yaza yalnız kalışımdan yana
son yıkımım olacaksın
buz gibi asfaltlarında adımlarım
ağaçlar ilk defa yağmura boyun eğmeyecekler (mi?)
ya da ben öyle sanacağım
anlayacaksın aşka ağzımı açmayacağımı
alışkanlıkları atma zorluğu hayatın sensiz mantığı
kuşların gökyüzünü unutmasıdır aç kalmak tenine
kapı önüne yığılmış kırlangıç ölümü yaz sabahlarında yokluk
dut ağaçlarının serinliğidir beklemeyi bilmek güvenli
kendinden emin olmak sırnaşmadan kapanmadan ayaklarına
ama kapılanmak belki uzun konuşmaların sonuçsuz ağrısına
son kokuyor oda dışarısı artık yok sanki
her şey kısa aramızdaki ara hariç
kalbin durması her zaman ani
yüz yıl sonra da olsa
tanıdık bir duvar dibinde...
Uzun Cadde Şovalyesi
günü hatalarıma kurban ettim
dalga kıranlar boyu kargaşa çıkardım
mahşeri bir kalabalıkta haykırdım yalnızlığımı
Vahşi
düşüncesizce geçtiğim sokağı geçtiğim gibi
meğer hep unutmuşum seni
başka adlar altında...
yüküm ağır şaheser gözlerinin uzunlamasına uzanışı o
düşsel yer edici bir yerlere iz bırakan bile bile
yaşamı istemek gibi dokunaklı öykülere gebe
tamam bu dediğim vakit sadece benim olmalısın şarkı sen
öptüğüm göl sakinliği içteniçe aşık dönüşsüz biz
deli eder bilmez miyim saatlere tutkun yaşamak üstelik böyle vakitsiz




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.