yan bakışlı yeni apartman
karşımda sen
daha karşıda o
ev yeni boya kokulu
etrafımız kirli bulvarlı
şiir bozulmasın diye
ağaçları saymakla bitmez yol
yağmurun dinlemediği gibi baharı
mutsuzluğa bahane gerek
sana rağmen ve senin kadar
sensiz gittim sensizliğe
gül dalı öyle masum değildi
sen olmayınca parmaklarımın ucunda
iç baharlı bir gelecekteydi beklentilerim
ağlamaklı
anlamazlığa vuruldukça gönül cefası
ve kısık sesli bir özlemdi aynı ezgiye takılmak
Gecelendi sokak
Toprak yolun tozu dindi
Dalgın gölgeler köşelerde
Evler birbirine dargın
Küskün ışıklar kıpırdıyor uzaklarda
özlemler bir kez daha yorgun...
kalbimin ırmaklarında köprü sen çocukluğuma
ay çiçeği açarsın mazi çölünde uzak türkü kokuşlu
mektupsuz ölmek gibi ufka bakmadan özlemek seni
git
ekim yağmurları griden koyu
git
gelme sakın
gelme bensizliğe
yitirdiğin uçuk bendim
kanadı kırık kuşlar barınır kalbimde
seni anlatır kentin daracık çocuksu sokakları
evlerde sandıklarda kitli yakıp yıktıkların
rezil kepaze bir tadı var
mecburi yorgunlukların
sular yorgun dudağımda
sessiz odaları özlüyorum
erken ayrılıklara uzak
bir pencerem olmalı hemen
meraklarımı yendim
daha bir alıştım ayrılığımın
çerden çöpten arınmış kış özlemlerine
sesimiz çocuklaşmasıydı
kentlerin haksızlığa uğramasının
ağlaşmasıydı kentlerin sesimizi
büyük ve çıkarsız uzaklıklar biler aşkı
sonra keskin kılıcı yüreğimin donuk bakışların
ama zamanı yenmişliğimle
savurganlığın doğurduğu unutmalarda olmayacağım
hiç
ayrılık anlarında gerçekten öldüm




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.