akdeniz yağmuru böyle olur
yumuşak sesli turunç ikindileri
eteğinde açar uykunun
akılda ayrılıklar da olsa
kar etmez bu inceliğin vahşi tadına...
hangi göz değdi öğle sonlarına
ağlayışlarımıza bakan hangi pencerelerde
gülümser ve yanık odun kokulu
sararmak bile şuhlaşınca şu demde
caddelerde akşamın şakaklarıma baskını
sabaha doğrular yetmezdi
zamanıhayrete düşürmeye
benimle boynunu büktü zaman
sürüklenişim yoktu
sendeydim hep çizgilerim keskin
tiril tirildi yüzüm erken doğumlu
sesime akraba arkanda bıraktığın sevgi
kor rengi bir yorgunlukla baş etmek için
sımsıkı sarılıyorum seninle ilintili yalnızlığıma
sonsuzluğa bıraktığım bu yankının ortasında suskun
kime seslensem sen sanıyorum
içimde hıçkıran denize saplı bıçağın ağzında
Sarışın Bir Ağlamaktı
sarışın bir ağlamaktı
ikimizinki de
temmuzu paylaştık bir yastıkta
temmuzda olmak tek suçumuzdu
ağaçlar sus pus
karanlık tüller çekilmiş göğe
sokakların yerine de susmak istiyorum
çocukluğum bırakmıyor peşimi
tutamayıp ardından bağırıyorum
incinen ayak bileğinin....
kalbimdeki şark çıbanı
bu soysuzluğu arayış çiçeklenişlerinin
kaldırıma düşmüş şu sağ köşede içime oturan
palamut yaprağının sarışın sessizliği gibi
medet bile ummadan asla rüzgardan
İlk soğukları kırdık
Ellerimiz şımardı hohlanmaktan
Dudağımızın kenarındaki tomurcuk hazır
Çıkmaya aynı yolculuğa...
Sokak seslerini özledim
pencere oldum yağmuruna
sanki posta kutumdaki ömrümün sürprizi bu
arkadaşlarla köy köy gezdik aşkı
birbirimizle yendik acemiliği
umut dağıtmanın da hüzünlü yanları vardır
tek başına gençleşemez ki denizlerim
gözlerinin aydınlık sabahlarıdır çünkü geceyi hazırlayan
tek başına pencere önü nazlısı
yaşama dair günübirlik tebessümüsün
yalan yolculuğumun gerçek yolcusu sen
sonunu düşünerek sevemedim başlangıçlarımı




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.