gözlerime alırdım seni
uzayan yollarını
sırf inat
dolu yağışlı
kafa tutarak kıs kıs gülmelerine
kağıttan gemilerinin
aştık eksiklik duygusunu
aşk ayrılıksız olmak
aşkın kankardeşi hayırsız ölüm
yağmursuz olmaz ışıması yaprakta
sonbaharın
sonbaharın ikizi gözyaşlarım
kırmızı karanlığında boğuldum çocukluğumun
uçurtma şenliğidir ölüm
kendimi yatıştırma dallarıdır saçlarının tütsülü hali
ışıltılı limani acılarımın ocağı bakışsız bakışlarının öbek öbek tumturaklı iksiri
tarihten sonra da sen
gözyaşlarımın bakracıdır seni arama nedenim
Gözyaşlarımın Köprüsü
hiçbir nehir kendini inkar edemeyecektir
güzelliğin şöyle bir akıp gittiği sürece caddelerimden
gözlerim bir sana bakıyorsa aşka inanır
sözcüklerim bakışlarına sığınıyorsa yiter üşümek
kuğular yüzüyor kartpostalda
arkasında senin yazın
boğulmuyor içimde sözcüklerin
batmayan bir gemi gibi dolaşır sesin kalbimde
gereksiz acılarıma selam söylemişsin
eksik olma
çehresi yıldızlarla kaplı
mutsuz uyanmalardan uzak
bütün sesleri yutan
yankısızlık...
dolunayla yaralanınca rüya
yaz sarısını boşladım gitmeden usulsüz
bir de bir eylül daha silik geçecek aramızdan
bulut tozu peşinde tüm zamana fit
kokusuz anısıyla bir istanbul gölgesi üzerimde ağır
sokakları uğultusuzken gözlerinin
bak bana...
sınırsız bir kuytuluk gezdiğin caddeler boyu
başucunda korkuluktur unutulmuşluk
üzerimizde çöküntüsü hep aynı yerde olmanın
bekleyiş ilk ve son polyana
ücra köşedir küskün papatya gülüşün yüzünde
sular soğuk
kasvetli odalardan kurtulmadı yalnızlığımız
güvercinler tünemese ilk sabahlı balkonlarımıza
yıpranmamış gülüşlere hasret yüreklerimiz buruk...
sokağa açılan perdelerimizde her gün ayrı bir hüzün
daima şarap rengi günbatımında canlanır
bir hiçe tapınmanın son çırpınışları
ne zaman ki bir gün daha çıkmaza batmaktadır
başlar içimdeki çocuğun geceye son yalvarışları




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.