ulaşılmaz iz bırakan dinginliği yükseklik tutkusu
gözlerin yüksek gerilim hattı ortaçağ dinselliği
benliğim insanlık ülküsünün ötesinde yeni bir dünya
aşkın eşi bulunmaz yol gösterici şiirlerimde
balkonumda şımarık rüzgar
yatağım dağınık
dudaklarımın arasında gezinen
gizlediğim ilk ve son can yongam
gecenin örtemediği tek ayıptır
yalnızlık...
yağmur şehirleri sakladım umutsuzluğuna
ama sen bulacaksın nasıl umutlanacağını
giden her kırmızı bulutun ardından...
umudunu
eli boş dönülmüş yolculuklarla
şımarıktır aşk
ot seslerini bir sen duyarsın
bir de çıtkırıldım kulağı tetikte hüzünlenmeler
romantik çizimlere kendin mi ağlarsın ah aşk ve ironi
ne yakışırlar birbirlerine
akdeniz müziği giyinmiş görünür yürüyüşlerimiz
tek şiirimin
ve ömrümün
öyküsüzlük öyküsü:
fırçayı gözlerime daldırdım
gözlerimle boyadım beyaz sayfanı
kış gelirken eskiden üzülürdü pencereler
çağla ağacının çil çil hüzünlü çocuklaşmasına
çiçek çiçek kesilen camlarda çaresiz uzaklığın
dışarısı görünmez olurdu korkularım yaz kadar sıkıcı
kan sıcaklığında uykulardan uyanmak istemezdim
kış gelirken eskiden yoktun gene yoksun
bir yalandı ağız tatlarımız gibi:
ilk yaz fırtınalarının sırrına bir uçurtmalar varırmış
hayatın ermişliğine en aykırı şeytan uçurtmaları
çocuktan daha çocuk
ölümden daha ölüm
Aramızda kapağı açılmamış kitaptan güzel bir meraktan kalma ağustos
Sessizliğin çatılardaki heyulasına sevdalı
Eski bir anı getirip tüm geleceğin önüne
Pencereleri gölgeli evlere bağlıyor zamanı
Oysa içerisi sarı akşamlarda gözü kapalı sonatlar besteleyen
incirin dallarını rüyaların için kollayan
uzun kırlangıçlar yollarında siyahtım
gölgemde yalnızlığı sesimin soluksuz
soluksuz sevdim sende gördüğümü
ben sende akşamı yok eden
duvar dibi çiçeğini gördüm karlı
hayatımın ışığı




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.