parmağının ucundaki yarayla dokun yavrum
havalar böyle dokunaklı
çocukluk resimlerimize sığındığımız
parmağının ucundaki yarayla dokun göz pınarlarıma
durulsun telaşı can hıraş sana bakma anlarımın
öp hadi hüznümü
gözlerimi ikinci kez kırpmadan geçti
sensizlik sandığım ürperti
saliseden kısa yıllarımdın
sadece aklımda yarattığım
yalanımken yakın
gerçeğimken uzak
bir çıldırma anında bakıştık
donakaldı yeryüzü
sevmek bizimle daha da güzelleşti
düşlerimizde balıklarımızı izledik
asi ve güncel yaşamak iyi geldi mutluluğumuza
bu gece sanki ellerinden ölümüm olacak
serin bir haziran uykusuna yatmak gibidir sana ölmek
senin için ölmek
ben bu kangren hüzünlerimi çıkarsam ortaya koysam
boş yer kalmaz evrende
gün batımı kışkırtınca yolları
ellerim ceplerime sığınır
gövdem ceketime
gözlerim karanlığa
sığmaz yüreğim dünyaya
yapma dedim etme dedim gölgeler sustu
bir sen susmadın içimde gülüşünle titrek
bana bıraktığın boyunca sisti pustu
maziyi şaşkın ararım yalnız kırgın ürkek
okyanus aşan yelkenli gibi tanımam durak liman
ağlamanın sırası olmayacak ömürde
suyu paylaştığımızda avuçlarımızla...
öğlen sonu güneşinin düştüğü bir kentte
sessiz bir sokakta düşünmüştüm kavuşmamızı...
seni sevmek yetmiyordu göğe bakmama
seninle paylaşmalıydık gölgesini bulutların
kavak ağaçlarının hışırtısı olmalıydı yatak odamız
duraklarımız meraklı gözlerle eve gidişimizi gözlerken
bütün yakın anlamların son yolcusu biz olmalıydık
iç çekişimizin uzaklarındaki toprak yüzlü çarşılarında dolaşabilmek için
Görünmez Adam Çarli...
bunaltıcı ağustosların arka balkonu
bir de incirin parmaklarıyla yan pencerede ilk akşam özlemli
ortaçağ karanlığı akar nehirler sen yol önümüzde
krallar ihanete odaklı
iktidar hırsı




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.