anımsa o anı yumuşacık geldiğimi
sert boranlarımı saklayıp saçlarıma
kanılarımı zehirleyip yokedildiğimi
korkularımla başbaşa kalırım
her düşündüğümde her ayrıntını
yerleşik kaygılarla baktık göğe
ulaşmak istediğimiz çok şey vardı...
uyumak istiyorum uzun bir gecede
ölmesem de ölüme kafiye olurcasına...
denizdir çingene acılarımın senden gelmişliği
soğuk bir yola çıkma düşüyle yağmura yakalanık
göğün pelerini gibi bulutlar savrulurken kapanmışlığında
gözlerimden dökülen inci çiçeklenişinin deli poyraz
kar dolu bir kuyuda hapisliğimdir bu alem
cayır cayır yanıyorum içinde dört nala kısır döngülerin
uzaklara yaktığım bir ateş sızısı
duyduk duymadık demeyin gönül bu
beyazların sevdaya düşmüş can alıcı karası
dağ oluklarına küskün serinlik şirinliğidir ayrılığın
ölümün en güzel işçiliğidir ayrılık
işsizlik günlerimin en güzel çiçeği sen ölüm çiçeği
seni hiç mi hiç dinlemedim
yol sonu bakışlı sıkıntı
hep kendimi dinledim inançlarıma uzak
ezdim kendimi yollarım dolambaçlı
tüm dünleri unutturacak bu sen misin
hazin gül kokuşuyla
Ölümden İzinsiz
uzaklığın büyür mü benimle?
benliğim uzaklaşır mı kendimden
senleştiğim gibi aklımı aldı da
ömür dağlarındaki hırçın atmacalar
korkularıma sarılmak istemiyorum
alçakgönüllü olmalı öleceksem ölüm
toprağın harami dokusunda çıkmayacak sesim
ama yollar her zaman tozacak
kumruların suya inişi malum
seni nasıl sevdiğimi
içimde ayrı bir iç var bütün içlerin dışında
senin dışında sandığın halbuki an be an içinde
öyle bir simetri ki aramızdaki kan kana can cana
tepeden tırnağa yalnızlıklayız büsbütün yan yana
oturup şu kısacık ömrüme
uzun şiirler yazmalıyım
nedenler aramalıyım bitişlerimin şarap çanağına
hayat penceremin çerçevesinin şapşallığına
avazım çıktığı kadar kaş göz etmeliyim
sana benzeyen şüphelilerime




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.