canı yanar suyun
sıkıcı yazlar çocuklaşır
o an
hangi düğümü çözmeye kalkışsam
kirlenmiş mutsuzluğum
suyu yüzüme çarptığım
odamın duvarında seni beklemek asılı
en son yüz ifademdir seni beklemek
hoş geldinlerine muhtacım yaban gülüm
yalansızım
yakın ağrım
uzak tınım
Anlaşılamaz bir coşkuda
Açıldı rüzgarın iyimserliğine
Kitabın arka kapağından kaldırmadan başını
Gülüşünü fikrinin inceliğine bağladı
Bu dedi bu
Tarihe baktığımda oluyor böyle
ay ışığını içtim sorgulayarak güneşi
yıldızlardan şahitlik dilendim olmadı
dalgalar hırçın denizlerin seslenişi
okyanuslarla konuştum duyan olmadı
çocuklu mutluluklardı
kumrulu mahalleler
ve ilk balkonlarla oynaşan
şefkatli dallarıydı ağaçların
sessizliği bile içimde
seni sen sandığım günlerin...
Olsun Bakalım...
dalları sivri dilli oluyor
yalnızlık yollarımda
kış ağaçlarımın...
şehirlere akşam ağlamaklı inerdi
kimseler duymazdı bekleştiğimizi bilmezlerdi
daha çocuktu ölmeyi bilmek ve göğün sarsıcılığı
güneş kendi kabuğuna çekilirdi kıt kanaat
limon ağaçlarının arasından sızan bir ışık gibiydi
saçlarının nefesimde kalan tortusu
sınıfın en güzel kızı
yoklama fişinde sen numaranla iç kanatıcı ağlatıcı
geç kağıdında
ben
uykusuzluğa mahkum tembel teneke
sen keman çalmayı isterdin sokak sokak
dallarım çıplak üşürken keskin çırpınırdın içimde
kanatların kanatırdı oramı buramı bilsen zor öpüşmek
seni bırakıp toprağımı yurt edinemiyorum için için
yurdum seni sevmenin bana verdiği bu telaş tavşan uykusu
görüş günü neşesi kirpiklerinde kırgın sevişme yoğunluğu
kaldırımlar dar gelirdi ikimize yollara taşardı sevincimiz
geçmiş kış bulutları
liseli umarsız
yollar yapışır ayaklarıma
saçlarım taralı sana
gözucuyla yakalamak hayatı o sen
baktığım bakımsızlık ulaşmasız ellerim




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.