ellerin açık yeşildi geçtiğimiz son iki ay
yüzünün yerindeyse acılarım var
gidişinle anlaşır...
şiirin körleştiği sözcüktesin
yüreğim maden ocağı
yaprakları kırılıyor geceyi bekleyişimin de
uzak kırmızımsılarda dalgınlaşan gözyaşları gibi
kömür kokulu bir kentin iç yakıcı hüzünleriyle
soluyor saklamak yaşamak arzusunu
bakir bir aşkı korumak gibi
gerçeğin köşeye kıstırdığı kabuslardan...
gündelik bir hışırtı değildin
alnımda
çamur rengi görünürken camlarda dışarısı
peşinde değilim şeytan minarelerinin
alaycı sevda kuşum benim
tınında olayım bıraksana şu ince inadı
gündelik bir hışırtı değildin
alnımda
çamur rengi görünürken camlarda dışarısı
peşinde değilim şeytan minarelerinin
alaycı sevda kuşum benim
tınında olayım bıraksana şu ince inadı
yansın yolum yaksın alevler düşlerimi
gazetenin yırtığındaki kayıp imlâ
yitik kayıtsız gölgesiz göçüşlerimi
anla...anla sendeyim sensiz hâlâ
sen diyardan diyara ölümsüz vazgeçilmezlik
insan buna da alışırmış
yokluğunu güneşin doğup batması gibi
akşam ve pazar hüzünleriyle öpmeyi düşünmek ellerini
çığırından çıkınca caddelerin açık renkliye bürünmesi
güvercinlerin hezeyanlarıyla şenliklerine ara verdi ağaçlar
sırtım terli semt sakinliğine özeniyorum ara sıra aslında
aslında başıboşluğumla meydan okuyorum bütün beklemelerin
aptal çıkışısızlığına...
doğru düzgün konuşamadım caddelerle bugün
ilk akşam telaşıyla akıyordu genç bir kız
kendi hayallerinden çok tozunda sokağın
bunu ilk ben anladım
soluk soluğa bir başlamaksız sonlanışı
bencilliğin kör sarhoşluğunda nahoş
büyük bir suskuyla içine kapanmıştı ağlamak
okyanuslu atlaslara bakmakla geçmişti o yaz
kent kent dolaşan sokak çocuklu bir çizgi filmde
bulmuştum en çok kendimi
o ilk ayrılık gözyaşlarımın üzerinden çok sular aktı
o ilk umutlarımın üzerinden çok bulutlar geçti
mağlup olmuş orduların sessizliği seninle şarkımız.bense kavuşmalara öykünen son savaşçı.namludan çıkan son kurşun gibi.bir daha hiç yükselmemek üzere çekiliyor denizlerim.
şarkıların bölünüşü bir daha hiç haykırmamak üzere susuşudur belki hırçınlığımın.seni içimde öldüremedim affet beni.
sensiz akşamların yırtıcı yıldızsızlığı artık koymuyor desem de inanır mısın ki aşkım.yıllara inat koyu hülyaların içinde çocuklar gibi koşturuyorum hala ve dün gibi gözyaşlarımın tuzu.samimiyeti,sıcaklığı. bana hiç bakmayan bakışlarında gördüğüm an başlamanın aslında sonsuz bitiş olduğunu; hayallerindeki rengarenk uçurtmasını kaybetmiş bir çocuk kadar girdaplı, gerçeklerden kaçıp izbelere saklanan ve anılarının yorgunluğuna yenik düşen bir seyyah kadar yitik olduğumu duydum üşümüşlüğümün o eşsiz dürüstlüğünden.
yağmuru sevmiyorum artık. çünkü sen hiç olmadın gökkuşağının aldatıcı anlamında.ve bulutlar ağlamadı bizim için hiç.




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.