eski zaman aynalarında
bulanık bir acıyla uyanır düşüm
hiçbir anıda ansızın değilsin
bütün kargaşamda böyle upuzun
ayağımı attığım uçurumun sonunda
yine o aynı kendim...
göğü sorgular gibi bakarım sana
içimde saplı kalan
soğuk çeliği erisin diye
son susuşunun
defterimin arasında
hatırı sayılır gidişin
akşam ille bana kırgın sarılar kirliyken üstelik
kırlangıçların telaşı bitti dışarıyı duyamıyorum
üzgün kaldı bulutların toz rengi akşamüstleri üzerimde
kahırlı istasyon zamanlarıyla atılıyorum ağlamaya
yarınları yarınsız günlerimde caddelere bakmayı severdim
hangi ara yaşardınız böyle
gözlerim iki gayya kuyusu
bir kırık dalın batak derdiyle
durulmuyor ki toz toprak ot su
sak ellerim tutmaz ellerini
sözüm yok kanılarına
yolum değişik dağınığım
anlama kez'lerimi
istemem
anım anımı tutmaz artık
kararsızlığındaki gelincik
bilirim eskiye çeker gökyüzü
yağmuru gözlediğim günlerden
bilirim canlanamaz resimler
gözlerim resmine damladığı an
alelade gri günlerin sarnıcı
gözlerinden başka yer yurt tanımam
pabuç bırakmam kötü krallara
günahlarımla boy ölçüşemezsin
o sevişken yollarla o apayrı arz- ı endamı kimsesizliktir seni sevmenin
o apaçık fütursuzca ilan-ı aşkı bulutlarımın gözlerimde yağmuruna
çocukluğunu hatırlamak istiyorsan eski şarkıları dinle
sen benim hem çocukluğum hem eski aşkımsın
şarkılarının yerine beni koy
ya da şarkılar benim yerime geçsin
ben nereye baksam hep aynı intizar
gövdemden budamışlar seni
Her Türlü
kıraç toprağını da seviyorum
yaban otlarını da
seni düşünmenin...
ümidim olmasa taşır mıyım
kızgın nehirlerimi gözlerime
sen
nehirlerimin birleştiği deniz
sen
boğazımda düğümlenen siyah gelincik




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.