seni hiç mi hiç dinlemedim
yol sonu bakışlı sıkıntı
hep kendimi dinledim inançlarıma uzak
ezdim kendimi yollarım dolambaçlı
tüm dünleri unutturacak bu sen misin
hazin gül kokuşuyla
Ölümden İzinsiz
uzaklığın büyür mü benimle?
benliğim uzaklaşır mı kendimden
senleştiğim gibi aklımı aldı da
ömür dağlarındaki hırçın atmacalar
korkularıma sarılmak istemiyorum
alçakgönüllü olmalı öleceksem ölüm
toprağın harami dokusunda çıkmayacak sesim
ama yollar her zaman tozacak
kumruların suya inişi malum
seni nasıl sevdiğimi
gözlerim açık gördüğüm her rüyada
kapalı gözlerim senden başka her şeye
karanlığım bile ülkesiz
kuş konmaz kervan geçmez güneşimden
iki akşam arası imkansızlık kabusudur
sensizlik
isimsiz bir çiçeği ezdi sabah
kapının ağzında hayat kaygısı
sokaklar adımlarıma yorumsuz
hasta çocuk sesleri içerlerde
gökyüzü ruhumda gri bir leke
sarındığım evler ısıtmıyor içimi...
dışardan üzerime ellerini uzatmışsın bir de
uykumdan tutup bastırıyorsun en karanlık yerine
başka bir şey bulamıyorum susmaktan başka
bütün bir ömrü özetlemeye yeteneksizim
belki diyorum tanıdık birilerini görürüm
bu rüya başkasının adına
soğuk odalarda üzerine yorgan çekilmiş gibi
gelir aklıma
ellerime dolanan saçların
çamurlu dalgalar kıyıya mı vurdu yoksa
rüyalarını
böyle yüreğimin her atışına takılıp duruyor gelişin
kahrıma yansıdığı kadar ay aydır yıldız yıldız
bir sensin derdimden tasamdan taşan gün ışığına
canım dişimde
dişim canımda
torbamda acı sıkma
yudumluyorum acı kuşkusunu yağmurun
ağaçlar niçin bu kadar içlerine kapanmışlar
sanki toprağın altındaki kendim değilmişim gibi üşüyorum
gece ustura gibi kesince sabahın bekleyişini
adımlarını çekme üzerimden
akşam fısıltısı ince fasıl
karanlığa takılmaz aklı sevdanın
toprağın kokusuyla avunur dert
derdin kendisi toprak olur...
gün geçmez penceremin uzağında da




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.