bana ve kendine rağmen korkma
ölmek tek sigortasıdır aşk salının
hiçbir deniz batıramaz seni
koyu hülyalı bir üşüme seansıyla
seni bilirim
ay kaçkını akşamlar tüllenir
tükenirken gövdesi ümidin goncasının
yüreğin kendine hayrı yok
üstümüzde ara mevsimlerin konar göçerliği
azığımdır yarama bastığım son bakışın
bir dal parçası bulmasam gurbet mahpusunda
sende bulduğum ışık
yanağına dokunan güneşin güzel yanıydı
en güzel ikindisi yorgunluğumun
gidebileceğim başka bir yer yokken
ölümün kendi yağında kavrulmasından başka
hoşça kal ediyor susuzluk
yıkanıyorum güneşinde sırılsıklam
uçup giderken son neferi suskunluğumuzun
soluğundan öpüyorum kargaşalı bir zamanda
yalnızca doğru ve erken ölmek için
ne kendime ne sana hissettirmeden…
beni mi çağırdın
şarkımı çalan kim
gülme üstüne parçalanmış edebiyat
boşuna herşey tüh kaldım sensizliğimde
içinde olsam dışım olursun
dışında kalsam içim
tercihlerini sana bırakıyorum
vasiyet burukluğu mavilerimde
mirasyediyim acılarına
kapı komşun olsam külüne muhtaç
yedi kat yabancın olsam özlem yorgunu
rotatiflerde serçelerin kavgası
sensizlikten ölürsem
zamana yakışır sonum
ümitsiz bir sebepsizlikten
gitmediğim için hiçbir yere
yıldız saymaktan yorulmuyorum...
yuregimiz terli terli
su ictik gozlerimizden
hayat bizi hasta etti
birileri cikti "ask"
birileri cikti "olur gecer"dedi
birileriyse hic cikmadi
evlerim üst üste yığılı
temmuz da süpürmez ki sokakları
güneşle kırıştırır acımtraklığı öğlenin
türküler de eskir
annelerin yüzü buruşur
ayaklardan başlar iğnelenmek
eski kış gün batımlarını özlemek gibiydi
gölgemde sesini aradığım habersiz yağmurlarda
umudu aldatmak düşlerimden akşama bulaşırdı
her şeyin arasında kalmışlık daha da sessizleşirdi
ama bu ikimizde değildik...




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.