beni yargılayan kış günlerimin gülüşsüzlüğün olması
gölgeli dağ olmuş ellerimiz birleşmiş öykümüzce
ağlar kurda kuşa yem ederiz öfkemizi gerisi suskunluk yaralı
beni bıraktığın dallarında susmuş ırmaklarım
tir tir çocuk ağlayışı sarmalanır oramda buramda afrika olur kaşların kirpiklerin
köpük köpük sızlar yüreğimde nasırlı güncemiz kadersiz
eski sokaklarda güzel üşürdüm
elektrik direklerinin bakımsız sarı ışıklarından korkarak
uzak seslerde bulduğum teselliyle attığım adımlar hayata kırgın
eski sokaklar talaş kokularıyla bir benim aklımda mı meşhur
perdeler tek renk
camlar soğuğa dayanıksız
iki kadın
ayakkabıları topuklu
çamura batmış
birer lacivert huzur
bu bakımsız ve kirli duvara asılmış
kimseler duymasın sustuğumu
bir sen duy
konuşarak kaybettiğimi
kazanayım susarak
ama sadece senden
ve de seninle
bir şiir:
semt haziranlarının yatsı serinliği
üstüme örttüğüm
gecenin ön sevişmeli saat on ikisi
aşkın son biçimiydin
hasta akşamlarda korkardım ay ışığından
arardım annemi ateşler içinde buz gibi bir bardak su
alnıma mı dokunur ellerin anne yoksa yalnızlığın gölgesi mi
dalga kıranlarım yok artık denizlerim hırçın hayalsiz donuk
hiçbirşeye ağlamam annemin kırık sesini duyduğumu saymazsam
tınmam ölümden geride şiirlerim yoksulluğumla zengin öykülü
hatta birlikte yummustuk gözlerimizi
zaman acimasiz midir sorusuna
ilk kez yabanci bir sokakti
hatta bir sokak ilk kez bize mi yabanciydi
zaman bir ölüm bahanesiydi tamam
ayriliga has bir tanri araci
soluyor tarih
başka ne olabilir ki
bundan öte bir bitişte...
cam kırıklarında güneş
kalp kırıklarımda gece
I
aynı sonu düşündük ikimizde
birlikte başlamamış olsak da acı çekmeye
bir birine uzak iki gölge yoksulu
asiliği eskitmiş yerinde ağır ölüm gibi...
martı:
'yakaladım seni kaptırmam
ne kaptana ne yolcuya'
vapur:




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.