şirrettir sınırlarımız
seni benden alan şarkısızlık yapraksız
her yanım yanık zaman bulaşığı
orkestramız umutsuz dudaklarımız sunaksız
sanki hiç açılmayacak güllerimiz
doğulu tevekküller içinde erguvanlarımız
ben her gece siz uyurken
kaldırım taşları üzgün bir dünyanın
doğum sancılarını çekerim
severek bilerek isteyerek
işim bu benim
ve anlaşılmaz olmalıyım elimden geldiğince
sakar duygularım mı incitti
yoksa kabuslarımla mı dokundum
rengine yaprak
söyle...
çocukluğuma benziyor
hadi
kabuslu suçlarla doldur ceplerini
benden
bana...
aynı kolunun aynı yerinden
iki kez öptüm
balkon demirlerine birikmiş
yağmur damlalarını sayardık
mutluluk ve huzur o an için
senin oğlun benim kızım olurdu
alelacele çay demlerdim çipil gülüşlerine
öpüşürdük karşılıklı çay içerken
keman sesli mevsimlerle ağırladım
saçlarının en süzgün hallerini günahsız
sitemsiz deniz akşamları kadar laciverttim
gör diye bir böceğin bile hakkını vermeden
uyumadığımı sevdana...
karmaşık satırlarımda çamuru sokağın
sana bakınca berraklaşacak sesim
oku şiirimi duyacaksın beni
yankısı yüreğimin sözcüklerde
çağıracak seni türkülü kavuşmaklara
gayrı unutmazsın da dağların
...unutulmuş bir bahçeyle kış konuştu...
bahçe:"bir sen anımsadın beni"...
kış:"ben ayırdetmemeyi unutmam sadece..."
bahçe:"ben yapraklarımı yapraklarım da beni unuttu oysa"
kış:"üşütmekte üstüme yoktur ayırdetmeden hiçbir ayrılığı"
saçlarının ağlarında koyuydu tan
anka kuşumsa yaralı
sen gündüz düşlerimin masalcısı
benimle olmayan her yerin
bende olmayan her şeyindin
nereye yürüyeceğimi biliyordum yine de
sabah camları çimlenmiş
gam sesiyle de umudu kanatlı
ilk göz açışında bile meçhul yolcu...
kapıların ardına ölümüne meraklı
kaygıları puslu bir denize doğru




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.