uzak sislerin kirli yakınlığı mıdır bu
laciverdi küflü bir köşeyi dönerken onu gördüğünü sanmak
yağmur aklımı almasaydı yeşili içmezdim acı acı
kendi gözlerimden
karanlığın üstüne su serperek geceye ihanet ediyorum...
sular yorgun dudağımda
sessiz odaları özlüyorum
erken ayrılıklara uzak
bir pencerem olmalı hemen
kalbimin ırmaklarında köprü sen çocukluğuma
ay çiçeği açarsın mazi çölünde uzak türkü kokuşlu
mektupsuz ölmek gibi ufka bakmadan özlemek seni
kanadı kırık kuşlar barınır kalbimde
seni anlatır kentin daracık çocuksu sokakları
evlerde sandıklarda kitli yakıp yıktıkların
rezil kepaze bir tadı var
mecburi yorgunlukların
gençliğimin hikayesi suyun akışı kendince
başardığım ayrılıklarda ödülüm sensizlik
sen yolların sonu kapanışı tüm kapıların
başımı kaldırıp şöyle bir göğe deyince
seyrine doyamadığım o mavi sessizlik
enginlerde turna çığrışı olduğumda yarın
yan bakışlı yeni apartman
karşımda sen
daha karşıda o
ev yeni boya kokulu
etrafımız kirli bulvarlı
şiir bozulmasın diye
ağaçları saymakla bitmez yol
yağmurun dinlemediği gibi baharı
mutsuzluğa bahane gerek
sana rağmen ve senin kadar
sensiz gittim sensizliğe
gül dalı öyle masum değildi
sen olmayınca parmaklarımın ucunda
iç baharlı bir gelecekteydi beklentilerim
ağlamaklı
anlamazlığa vuruldukça gönül cefası
ve kısık sesli bir özlemdi aynı ezgiye takılmak
Gecelendi sokak
Toprak yolun tozu dindi
Dalgın gölgeler köşelerde
Evler birbirine dargın
Küskün ışıklar kıpırdıyor uzaklarda
özlemler bir kez daha yorgun...
üşümekten ağlardık
sen dalları çıplak ağaçlara sarılırdın
ben senin o yokluğa sarılma samimiyetine
sen dumanlı akşam kokularına mecbur
yoksunluğumun çiçeği
tüm çizgilerimin üstünü çizdim




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.