inadına gülümser yolculuklar
ağaçlar esirdir hep yalnızlığıma
sözlerim bitti cebimdeki son yolculuğun biletleri gibi
aşkları acı su gibi içtim bitirdim kanmadım çocukluğuma
beni çocuklaştır anne
sevglimin incecik ellerinde saydığı papatyanın son sevmiyoru ben çıktım
üşürsem
bu şehir için üşürüm sadece
gücenmem ağaçların çıplaklığına
çünkü hiçbir sonbahar
seni bana getirmeyecek
gözlerinin altı içimi titreten ayrılık kadehi
tarihler boyu sevdaya adanmış şarkılar içre
hırçın bozgunlarda kanatlanmış istek sahi
bilki aşkım bu dargın döner yağmura söze
denizleri taşıdım vefasız kalbine ama sayısız
durma yüreğim
akıntıya karşı kürek salla
hüzün yumaklarını aş
sevişmek olsun bütün bir ömür eyleminin adı
sana uzakların artıklarından güller yapıyorum
kırmızı boylu rengi yeşile yakın siyah
duvarlara ağustos vurunca
geleceğe kanardı acemi yaz acemilikleri
şimdi hiçbir mevsim yaklaşamaz
ayrılıklarımıza...
kahraman ikindilerimiz gözlerimizin avlusunda
bulutum gibi ağladın gök sılalı
menevişler eskimişti türküler söyleyerek
güneşte ayda gözlerinde
ve denizin en sisli halinde
gündüzlerin bulanıklığı yormuştu yüreğini
güleç yollar bulmaya söz vermiştim yanağına
ses de su gibi
bir madde
sessizliğimin içinde sarıldım
bırakmam yokluğunu...
karlı bir yolda yürümeyi düşlemek
istemek seni
ayaklara kara sular ininceye dek aramak
yol uzun
belki uçsuz bucaksız
durmadan akan derelerdi çocukluğum
güneşli bir salıncaktı o
ikindi vakti daha çok sevdimdi mektuplarını
güzleri babanla gelirdin okula
bir ferahlık kendine güven
bende hep sevgine aidiyetlik duygusu
üşümek istiyorum
bitsin istiyorum sahipsiz bu sessizlik
bu yüzden gücüm tükenene kadar
sesini yazmak istiyorum
bana anlık bakışının iç burkan öyküsünü




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.