üşümek istiyorum
bitsin istiyorum sahipsiz bu sessizlik
bu yüzden gücüm tükenene kadar
sesini yazmak istiyorum
bana anlık bakışının iç burkan öyküsünü
eski sesler
pencereden bakan annenin şefkati
bir çocuk kendi kendine konuşuyor
dilsiz sağır
sisli gri
eski filmler gibi
çarşı pazar gezdim bulamadım damarda kan sıcaklığını
bir kasırga bir alt üst oluştu ölümü yeniden yeniden tanımak
yıkım günleriydi ve yalnızdık yalın ayak
geceye bakıp medet ummak gibiydi matlığı gözlerimizin
bir hayat türküsüydü ocağımızda tüten ama yoksul
şarkılar yetersiz kalır ağır kalır öfkemizin duru içlenişine
bakışlarını ertele sonrama
bana susma zamanlarında kaldım
hatmetmederek yeryüzünün tüm hüzünlerini
boylu poslu hayallerini sakla bir müddet
son sözümü söndürmesin hiçbir ses
gözyaşlarımı biriktirdim yürek sarnıcımda
şimdi inci gibi dizip sözcüklerle
uçurtma yapıyorum göğünüze
ipleri saç telinden sahipsiz rüzgarların yaladığı
kahve rengi tatlısıyla bir çocukluk aşkı
gün batımlarına bakıp uyumak kadar kanatları uzun
ayaklarım yollara yük,gözlerim sabaha fazla
intiharlar kirletmedim,ölüme kıyamıyorum
çocuğum yalnızlıktan
uzağımı da terk etmeden anlamam kimi kimseyi
gelirsem yalnız kendime
gidersem dünya ahiret
sabahlar kehribar yanışlı mavi ölümlü
hayra yoramam eksik yanımda kalem kağıt
baştan ayağa ağaçlar üşür doyasıya
sonbahar geçim derdinde sensiz
zehir denizlerinde kulaçtır dizelerim
sen kayıp adası yüreğimin
günleri sayılıdır ömrümün
uzaklaşınca adımlarının karasızlığı
yaşanmış olan bir anda olanlardır sadece
gitmekle kalmak arasında
tanımsız suskudur yaşanmış olan
serin güz rüzgarları okşarken saçlarımı
herşeye rağmen bir dışarının kokusu yüzyılımız
sen ki ayrılığın tınısı
bir gülüşündür anılarımın portresi
inatçılığı kendiliğinden acılarımın alev yalımı
beter bir aşk sınırlı değil izniyle burjuvazinin




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.