kenti bırakıyorum
dili hüzünsüz zamanlara
lirik bir yaz yalnızlığının
kum beji sıkıntısıyla bitti ömür
yaprakların tozu kalkmadan
son akşam kokusu ağustoslu...
sana ömrümü verdim
şiir yazasım yoktu...
manzara seyreder gibiyim
dalarken yanımdaki yokluğuna...
bulutların hükmüyle yetişti imdadımıza
elleri hayat sütüyle güleç yüzlü ağaçlar...
tatlı pazarlar söyledim içimdeki tanrıçaya
birebir umarsız çay saatleri
yürümeye hevesli bebeler gibi bekliyorum
hep aynı şarkıyla geçiyorsun izlerinde acılarımın
sana dair telaşlarla tüm saatleri doldurdum
tüm duraklarında göğümün
ilkyaz sanrılarıyla donanıyor göğsüm
ağaçlar yeşeriyor sesimde
anlatırken sesindeki tüm güzelliklere dair gizi...
damla damla
sağdım bakışlarını güneşten
bak tek sağdıcım yalnızlık ölümle kurşuni
halkın harikalar diyarında
çocuklar
gözyaşlarıyla mayaladıkları suyu
bölüşürler geceyle
sabaha hazır yalansızlığa...
Hayal Kitabı
sayfaları kırık dökük hayal mahallemizin
noktalamadan hiçbir kapı aralığının anlamını
öğleye doğru şarkılarımız olurdu hani kusursuz
hani bahçemiz şahit olurdu çocuğumuzun güzelliğine
hayal
bir sokağın hiç yaşanmayacak ikindisinden
sıyırıp resim defterlerimi
obua çalan bir kedi alıyorum kucağıma
yağmurlu son sabah çayının




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.