uyuyor sabah
ve ilk defa yaprakların bekleyişini izledim
dışarısı yağmuru beklerken ölmek istemiyorum
saygılıyım bu defa seslere...
kanımda simsiyah bir çamura saplı
her şeyin öbür ucunda
sisli sırıtkan bir belirsizlik
bu aramızdaki
aynılıkların en ayrısı
insanlar dolusu bir kül bulutu
yiyip bitirirken beynimizi
artık gecikmiş bir denizim gülüşünde gülüm
umut dedim sert kayalıklarında bakışlarının
kimsesiz martı çığlığı yalnızlığı gibi daldım sonsuz bir uykuya
yanar şehirler sen sararmış ama berrak
nasıl olursa olsunlarda bitirdim çöl serabı kovalamacasını sorararak nedensizliğimi dalga köpük
toprağı unutmuşum yüzün suyu hürmetine
kendimin dışında bir evim
o benim bitişimin eksiksiz hayali
uzaklardaki en yakın hayalimdir sevgi
çözümsüzlük iç yarası
düğümlü sahne
hayat oyununda
bozulmuştur gri
kahramanlık yetinmez bu savaşla
bacalar göğün hıncına müsait
düzensiz aralıklarda siyah noktalar
kuşlarda yuvasızlık hali acımsı
buruk tadlar bırakarak içimde
başlamaya başlar
güneşle odanın kavgası
eşyalar yalnızlığına dost
sanaysa
zamanla ömrünü paylaşmaktır düşen
yüreğin senden daha uzun yaşar
herşeyi yarıya bölmüş sanki tabiat
her bütünün bir yarısı sen bir yarısı ben
her sonraya kalan her önceliğimdin
şimdi hayallerimi tutuşturur bakışlarının külliyatı
mutluluğumun fihristinde yalnızca yarımşar üşüşmek
saçaklanır şehir uzak eskimiş
ışıklanır kötülük sinsi
sen deniz ötesi ülke
ben hevesi kursağında
saçlarının mutluluk ülkesine al beni
benimle aynı yola bakarken yaşadığın gönenç gibi
evlerimiz sarıydı
yapraklarımız güneş kızarmışı
seni bıraktım




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.