hükümsüz salınır doğa
çocuklar deniz ülkelerindendir
renkli ağustoslardan gelir iç geçirmeleri
insanlığının
belki yılda bir çılgın
izinsiz uykulardan öğlen güneşlerine
gittiğinin ertesi
göğün alın teriydi yağmur
ayağımın ucuna düşmüş ışığın
yekpare hüznüme sırtı dönük
radyoda hüzzam fasıl
meydanlar güvercinsiz
saklayamazdık biribirimizi
birbirimize
sen imkansızlık çiçeği
ömrümü kahrettiğim
sen ikimizin vebali
sende tekleştik
kahırlı halleriyle değil ağaçlar
sesini duyar gibiyim yazımızın
bir yazımız olmalı
bu an gibi
yarı kekre...
tozlu ilk yolumuz
çırpınıp durduk
ama bitişler bizimdi
turuncuyla üşüdük
uzak evlerdeki yaşamları özledik
imrendik sade hayatlar sarkan balkonlara
karşı apartmanın sarı ışıklı pencerelerine öykündük
vatanın her zerresine dağılsın bakışlarım
hiçbir mayın yakamaz içimden geçen türküyü
uykun var
gözlerin ağır
düşüncelerin uzak artık
yeşil
ilgisiz kalırdın ekseriyetle
kıyısız denizlerime zaten
kuş tüyü uçarılığıyla özdeş bir ilkyaz başlangıcı
sarmalayınca her anımı hayat geçitinde noksansız
istisnasız elimin tersiyle ittiğim gündelik yaşamı
sevmeye başlıyorum saçlarına üşüşen tozlu yaprakta
çatılar ağlıyor sanıyorum soğuk ve yağışlı havalarda
önce yağmurla ıslandı kavşağımız
sonraları korku ve hüzün
ben çıldırmaya yakın
sen hep kaçma isteğiyle dopdolu
bile bile imkansızı istemekti tutkunun kısır döngüsü
arzular yerliyerinde




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.